Sosyal Güvenlik Açısından İşveren Yükümlülükleri Ve Uygulama Esasları

SGK BaÅŸmüfettiÅŸi Mustafa KESKİN ve SGK MüfettiÅŸi Naci ÅžAHİN tarafından hazırlanan "Sosyal Güvenlik Açısından İşveren Yükümlülükleri Ve Uygulama Esasları" konulu kitabı çıktı.

İndirimli Orana Tabi İşlemlerde KDV İade Uygulaması

Vergi Denetmeni Kemal SARITAÇ ve Vergi Denetmen Yrd. Derya YONCA tarafından hazırlanan "İndirimli Orana Tabi İşlemlerde KDV İade Uygulaması " konulu çalışmaları sitemizin Bilgi Bankası…

5510 Sayılı Kanun

SGK MüfettiÅŸi Naci ÅžAHİN tarafından hazırlanan "5510 Sayılı Kanun" ile ilgili sunum sitemizin Bilgi Bankası bölümüne eklenmiÅŸtir. Tıklayınız...

Vergide Faiz Ve Zam

Åžirketimiz Bilgili Bağımsız Denetim ve YMM A.Åž. nin de katkılarıyla, Vergi Denetmeni Muharrem ÖZDEMİR tarafından yazılan "VERGİDE FAİZ VE ZAM" adlı kitap sitemizin Bilgi Bankasında yayınlanmıştır.…

Varlık Barışı Uygulamasında Sermaye Artırımı Sorunu

Mehmet YÜCEL

Vergi Denetmen Yrd.

Büyük Yazı Tipi - Küçük Yazı Tipi | Makale yayımlanma tarihi: 14.12.2009 | Toplam Okunma Sayısı: 5068

1. GİRİÅz:

BilindiÄŸi üzere, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun, 13.11.2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip,  22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. Kamuoyunda Varlık Barışı olarak adlandırılan Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’un amacı, söz konusu Kanunun 1’inci maddesinde;  gerçek ve tüzel kiÅŸilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diÄŸer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak iÅŸletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle iÅŸletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini saÄŸlamak olarak belirtilmiÅŸtir.

 

2. 5811 SAYILI VARLIK BARIÅzI KANUNUNUN SERENCAMI  

             Hükümet yetkilileri tarafından çeÅŸitli defalar vergi affının [1] gündemlerinde olmadığı beyan edilmiÅŸ olmasına raÄŸmen, bütün dünyayı derinden etkileyen global ekonomik krizin Türkiye ekonomisi ve buna baÄŸlı olarak vergi gelirleri üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi bir nebze olsun hafifletmek ve mükellefleri rahatlatmak, aynı zamanda ekonomiyi de canlandıracak bir hamlede bulunulması gerekiyordu ve 5811 sayılı Kanunun yasalaÅŸtırılması ve süresinin iki defa uzatılması ile bu hamle gerçekleÅŸtirilmeye çalışılmıştır.

Söz konusu Kanun uyarınca; 01.10.2008 tarihi itibariyle sahip olunan ancak iÅŸletme kayıtlarında yer almayan kıymetlerin iÅŸletme kayıtlarına intikal ettirilmesi durumunda; inceleme sonucunda bulunacak matrah farklarından, kayıt içine alınan tutarların indirilmesi ÅŸeklinde özetlenebilecek bir koruma saÄŸlanmaktaydı. Sahip olunan ve Kanun kapsamına giren varlıkların 02.03.2009 tarihine kadar beyan edilmesi, yurtdışından saÄŸlanan varlıklar için %2 yurtiçinden saÄŸlanan varlıklar için %5 vergi ödenmesi söz konusu Kanun hükümlerinden yararlanmanın bir diÄŸer koÅŸuluydu.

Daha sonra “5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeÄŸiÅŸiklik Yapılmasına İliÅŸkin Kanunun [2] ” 44. 45. ve 46. maddelerinde yapılan düzenlemelerle 02.03.2009 tarihi itibariyle sona eren yasanın uygulama süresi uzatılarak kapsamı geniÅŸletilmiÅŸtir. Ayrıca söz konusu Kanun ile bildirim ve beyanlara iliÅŸkin kanunun uygulama süresini 31.12.2009 tarihine kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bakanlar Kurulu da kendisine tanınan bu yetkiyi kullanarak 29.09.2009 tarihli ve 2009/15456 sayılı kararı [3] ile, 5811 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bildirim ve beyan sürelerini, 31.12.2009 tarihine kadar (bu tarih dahil olmak üzere) uzatmıştır.

Böylece söz konusu Kanun kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle “nereden buldun?” ÅŸeklinde bir inceleme yapılmayacaktır. Vergi incelemeleri sonucu bulunacak matrah farklarından, bu Kanun kapsamında beyan edilecek tutarlar mahsup edilecek ve varsa kalan tutar için tarhiyat yapılacaktır. Dolayısıyla bu Kanun kapsamında beyanda bulunup diÄŸer ÅŸartları da yerine getiren mükellefler, 01.01.2004–31.12.2007 dönemlerine iliÅŸkin olarak güvence saÄŸlamış olacaklardır.

Bu Kanunda yapılan deÄŸiÅŸiklik ve süre uzatımı sonucu beyanda bulunanlardan 19.06.2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemelerine baÅŸlanmış olanlar, bu incelemelerle ilgili olarak Kanunun matrah mahsubuna iliÅŸkin hükmünden yararlanamazlar. Varlık Barışı Kanun Tasarısının ilk halinde, devam eden incelemeler tasarının kapsamı dışında bırakılmıştı. Nitekim bu durum Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda fark edilmiÅŸ ve devam eden incelemeler de kapsama dahil edilmiÅŸti. Böylelikle, inceleme aÅŸamasında olan, on binlerce mükellefin de bu yasadan yararlanmasına olanak saÄŸlanıyordu. Ancak, tasarının Meclis’te görüÅŸülmesi sırasında verilen önerge ile devam eden ve on binlerce mükellefi ilgilendiren incelemeler, kapsam dışı bırakılmıştı [4] . Ancak daha sonra 5917 sayılı Kanunla yapılan deÄŸiÅŸiklik ile, 01.01.2008 tarihinden önceki dönemler için 19.06.2009 tarihinden sonra baÅŸlayan vergi incelemelerinde tespit edilecek matrah farkından mahsup olanağını saÄŸlanmıştır.

5917 sayılı Kanun ile getirilen en önemli deÄŸiÅŸiklik; indirimi reddedilen katma deÄŸer vergisine iliÅŸkin mahsup imkanı tanınmış olmasıdır.  Söz konusu Kanunun 46. maddesi ile 5811 sayılı Kanuna Geçici 3 ve 4. maddeler eklenmiÅŸtir. Söz konusu maddeler ile yapılan deÄŸiÅŸiklikler sonucunda sahte belge kullanımı (KDV indirimi reddi) nedeniyle ortaya çıkan vergi farkları da varlık barışı kapsamına alınarak sahte belge düzenleyenler lehine olan avantajlı durum ortadan kaldırılmıştır. Buna göre indirimi reddedilen katma deÄŸer vergisine iliÅŸkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teÅŸkil eden bedel olacaktır. Sahte ve muhteviyat itibariyle yanıltıcı belge kullandığı yönünde tespit bulunan ve bu nedenle bu tür belgedeki katma deÄŸer vergisi indirimi reddedilen mükellefler de, “Varlık Barışı” kapsamında beyan ettikleri ve vergisini ödedikleri varlıklara ait deÄŸerden bu tutarları indirebileceklerdir. ÖrneÄŸin sahte belge kullanımı nedeniyle 18.000 TL katma deÄŸer vergisi indirimi reddedilen mükellef, bu indirimin matrahı olan 100.000 TL’yi Kanun kapsamında beyan ettiÄŸi tutardan indirmek suretiyle, 18.000 TL katma deÄŸer vergisini cezalı olarak ödemekten kurtulacak, sadece yurtdışından saÄŸlanıp beyan edilen varlıklar için 2.000 TL (%2),  yurtiçinden saÄŸlanıp beyan edilen varlıklar için 5.000 TL (% 5) vergi ödeyecektir.

Bu Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle, bu varlıkların kaynaklarına iliÅŸkin olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır. Ancak, diÄŸer nedenlerle bu Kanunun yürürlüÄŸe girdiÄŸi tarihten sonra baÅŸlayan 1.1.2008 tarihinden önceki dönemlere iliÅŸkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma deÄŸer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara iliÅŸkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koÅŸuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma deÄŸer vergisine iliÅŸkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teÅŸkil eden bedeldir. Åzu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye iliÅŸkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı,  KDV oranı dikkate alınarak hesaplanır. Dolayısıyla bu kanun kapsamında beyan edilen tutalar üzerinden tarh edilen vergilerin mükellefler tarafından süresinde ödenmemesi halinde yasa hükümlerinden yararlanma imkanı ortadan kalkmaktadır.

5811 sayılı Kanunun mükellefler lehine getirdiÄŸi en önemli kolaylık, mükellefler tarafından Kanunda belirtilen ÅŸartların yerine getirilmesiyle birlikte beyan edilip vergisi ödenen tutarların vergi incelemelerinde tespit edilecek matrah ve vergi farkından mahsup imkanı tanımasıdır. Kısaca 29.09.2009 tarihli ve 2009/15456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 31.12.2009 tarihine kadar uzatılan ve 01.01.2008 tarihinden önceki dönemler için ilerleyen yıllarda yapılması muhtemel veya 01.01.2008 tarihinden önceki dönemler için 19.06.2009 tarihinden sonra baÅŸlayan vergi incelemelerinde tespit edilecek matrah farkından mahsup olanağını saÄŸlayan 5811 sayılı Varlık Barışı Kanununun hükümlerinden mükelleflerin yararlanıp, gerekli ÅŸartları yerine getirdikten sonra  beyan ettikleri tutarlar üzerinden yurtdışından saÄŸlanan varlıklar için %2, yurtiçinden saÄŸlanan varlıklar için %5 oranında hesaplanan bir vergiyi ödedikleri takdirde, ileride ödemek zorunda kalabilecekleri daha fazla bir vergi ile vergi ziyaı cezasından ve Vergi Usul Kanunu’nun 359/b bendi gereÄŸince 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak üzere haklarında ilgili savcılığa suç duyurunda bulunulması ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek hürriyeti baÄŸlayıcı bir ceza riskinden kurtulabileceklerdir.

3. VARLIK BARIÅzI KANUNU İLE İLGİLİ SERMAYE ARTIRIMI SORUNU

5811 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin 2’inci fıkrasında; “Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak (5917 sayılı kanunun 44 üncü maddesinin (a) bendiyle deÄŸiÅŸen ibare) 1.6.2009 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında iÅŸletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diÄŸer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, (5917 sayılı kanunun 44 üncü maddesinin (a) bendiyle deÄŸiÅŸen ibare) 30/9/2009 tarihine kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü addolunur ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave olunur.  Serbest meslek kazanç defteri ile iÅŸletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Defter tutma yükümlülüÄŸü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri, taşınmazlar dışındaki varlıklarına ait tutarları banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırırlar, bunlar için ayrıca diÄŸer ÅŸartlar aranmaz.” hükmü yer almaktadır.

 

Öte yandan 5811 sayılı Kanun uyarınca yapılan bildirim veya beyanlar dışındaki diÄŸer nedenlerle yapılacak vergi incelemeleri sonucunda, 31.12.2009 tarihinde zamanaşımına uÄŸrayacak 2004 takvim yılına iliÅŸkin olarak bulunan matrah farklarından anılan Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, bu Kanunda yer alan Türkiye'ye transfer etme,  sermayeye ekleme ve vadesinde ödeme ÅŸartlarının önem arz etmesi nedeniyle, ilgili yıla iliÅŸkin matrah farklarından beyan edilen tutarların mahsubu iÅŸleminde ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek ve uygulama birliÄŸini saÄŸlamak amacıyla, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi BaÅŸkanlığı tarafından 09.12.2009 tarih ve B.07.1.GİB.0.03.50/5048 sayılı 2009/2 Sıra No’lu 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun İç Genelgesi  yayınlanmıştır.  

 

Söz konusu İç Genelgenin “2. 2004 Takvim Yılına İliÅŸkin Olarak Yapılan Vergi İncelemeleri Sonucu Bulunan Matrah Farklarında Mahsup Uygulaması” baÅŸlıklı bölümünde; “ 31/12/2009 tarihinde zamanaşımına uÄŸrayacak 2004 takvim yılına iliÅŸkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından, 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesinin gerekmesi halinde, söz konusu döneme iliÅŸkin olarak düzenlenecek vergi inceleme raporlarında, öncelikle hakkında inceleme yapılan mükelleflerce 5811 sayılı Kanun kapsamında bildirim  veya  beyanda  bulunulduÄŸunun tespit  edilmesi  gerekmektedir.   Aynı  ÅŸekilde,  yerine  getirilmesi  31.12.2009  tarihi  sonrasına  sarkan,

- Bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların Türkiye'ye transfer edilmesi,

- Beyan edilen yurt içi varlıklara ait fon hesabının sermayeye eklenmesi ile

-Bildirim veya beyanlar üzerine tarh edilen vergilerin vadesinde ödenmesi ÅŸartları dışında, mahsup uygulaması için gerekli olan diÄŸer ÅŸartların saÄŸlanıp saÄŸlanmadığı hususları da tespit edilecektir. 

 

2004 hesap dönemine iliÅŸkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından anılan Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıkların mahsubu için gerekli olan söz konusu ÅŸartların 31.12.2009 tarihi itibarıyla yerine getirilememiÅŸ olması halinde, bu ÅŸartlar gerçekleÅŸmeden mahsup iÅŸleminin yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, 2004 hesap dönemine iliÅŸkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarında önerilen matrah farkları üzerinden, 31.12.2009 tarihine kadar bahse konu ÅŸartları gerçekleÅŸtiremeyecek mükellefler hakkında, 5811 sayılı Kanun uyarınca herhangi bir mahsup iÅŸlemi yapılmaksızın ilgili vergi dairesince gerekli tarhiyatların yapılarak vergilerin tahakkuk ettirilmesi gerekmektedir” denilmektedir.

Aynı İç Genelgenin “2.1. Yapılan Tarhiyatlara İliÅŸkin Vergilerin KesinleÅŸmesi Durumunda Mahsup İşlemi” baÅŸlıklı bölümünde ise; “ 2004 hesap dönemine iliÅŸkin olarak düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre önerilen tarhiyatlar üzerine, vergi dairelerince herhangi bir mahsup iÅŸlemi yapılmaksızın tarh edilen vergilerin kesinleÅŸmesi halinde,

- Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bildirilen veya beyan edilen yurt dışı varlıkların süresi içinde Türkiye'ye transfer edilmesi ve aynı maddenin beÅŸinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi,

- Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca beyan edilen varlıklara iliÅŸkin özel fon hesabına alınan tutarların altı ay içinde sermayeye ilave edilmesi ve aynı maddenin beÅŸinci fıkrası hükmüne göre tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi ÅŸartlarının gerçekleÅŸmesine baÄŸlı olarak 31.12.2009 tarihinden önce yapılan tarhiyatlar üzerine tarh edilen vergilerin 5811 sayılı Kanun uyarınca bildirilen veya beyan edilen tutarlara isabet eden kısmı, Vergi Usul Kanununun 126’ncı maddesinin (a) bendinde yer alan süre içinde ilgili vergi dairelerince anılan Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilecektir” ifadelerine yer verilmiÅŸtir.

Ayrıca İstanbul Vergi Dairesi BaÅŸkanlığı tarafından 5811 sayılı Kanun ile ilgili olarak yayınlanan 2009/6 No’lu Tamimde ise;”…19.06.2009 tarihinden sonra baÅŸlanılan vergi incelemeleri ile ilgili olarak;

-İnceleme tamamlanmadan Kanun kapsamında beyanda bulunulması halinde bu tarihe kadar beyan edilen tutarların mahsubu inceleme elemanınca değerlendirilecektir.

- İnceleme tamamlandıktan sonra vergi dairesince gerekli tarhiyatlar yapılıncaya kadar Kanun kapsamında beyanda bulunulması halinde ise, mahsup talebi şartların varlığı incelenerek dikkate alınacaktır.

- Söz konusu inceleme raporları üzerine gerekli tarhiyatlar yapıldıktan sonra, Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar ise, bu inceleme sonucu bulunan matrah farklarından mahsup edilmeyecektir.” denilmektedir.

 

4. ANONİM ÅzİRKETLERDE SERMAYE ARTIRIMI

Sermaye artırımı ; bir ÅŸirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak ÅŸirket sermayesinin arttırılmasıdır. Anonim ÅŸirketler , çeÅŸitli nedenlerle sermayelerini artırabilir. Anonim ÅŸ irketlerin sermaye artırımına gitmelerinin baÅŸlıca nedenleri ÅŸöyle sıralayabiliriz:

- Enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması bu nedenle sermayenin yetersiz kalması, yüksek enflasyon ortamında eriyerek yetersiz kalan ÅŸirket sermayelerini güçlendirilmesi ve yeni yatırımlar için veya ÅŸirketlerin faaliyetlerinin reel büyümesi sonucu gereken fon ihtiyacının giderilmesi,

- KuruluÅŸ sırasında belirlenen sermayenin ÅŸirketin iÅŸ kapasitesine göre yetersiz kalması,

- Åzirketin iÅŸ hacmini geniÅŸletmek istemesi,

- Yapılan yanlış yatırımlar ve harcamalar nedeniyle sermayenin azalması.

İki çeÅŸit sermaye artırımı vardır [5] : Birincisi iç kaynaklardan yapılan Bedelsiz Sermaye Artırımı ; ikincisi ise ÅŸirket ortaklarından ek fon temin ederek yapılan Bedelli Sermaye Artırımıdır. Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleÅŸtirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.

Bedelsiz Sermaye Artırımı ÅŸirketlere ek bir finansman kaynağı saÄŸlamamaktadır. Ancak, Bedelsiz Sermaye Artırımının en önemli avantajlarından biri emisyon primi ile iÅŸtirak ve duran varlık satış karı kalemlerinden yapılan sermaye artırımlarının ÅŸirketlere saÄŸladığı vergi avantajıdır. DiÄŸer bir avantaj ise ÅŸirketlerin enflasyon karşısında erimiÅŸ olan sermayelerini güncelleyebilmeleridir. Bedelsiz Sermaye Artırımı ÅŸirketlerin toplam piyasa deÄŸerini etkilemez.

Bedelli Sermaye Artırımı ise; ÅŸirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal deÄŸerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleÅŸtirdikleri sermaye artırımına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceÄŸi gibi (rüçhan hakkının kullandırılması) , ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir (rüçhan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım belli bir süre ile sınırlıdır. Bedelli Sermaye Artırımı esas olarak ÅŸirketlere ek bir finansman kaynağı saÄŸlar. Bedelli Sermaye Artırımı yoluyla ÅŸirketler faaliyet hacimlerinin büyümesine paralel olarak sermaye ihtiyaçlarını karşılarlar. Yeni yatırımlar sonucunda ÅŸirketlerin fon ihtiyacı içinde olması ve ihtiyaç duyulan fonlar ÅŸirketleri Bedelli Sermaye Artırımına iter. Bedelli Sermaye Artırımı ÅŸirketlerin piyasa deÄŸerlerini etkiler.

4.1. Anonim Åzirketlerde Sermaye Artırımına İliÅŸkin Muhasebe Kaydı ÖrneÄŸi

XYZ Anonim Åzirketi, sermayesini 01.11.2009 tarihinde 100.000 TL artırmaya karar vermiÅŸ ve yasal formaliteleri tamamlamıştır. Åzirket 5 ortaklı olup sermaye payları eÅŸittir. Ortaklar, sermaye taahhütlerinin 1/4’ünü hemen nakit olarak ödemiÅŸler, kalan sermaye taahhütlerini ise daha sonra ödeyeceklerdir.

11.11.2009 tarihinde sermayenin �4’ü Rekabet Kurulu adına T.C. Ziraat Bankasına peÅŸin yatırılmıştır.
25.11.2009 tarihinde sermaye artırımı sırasında 2.500 TL gider yapılmış ve 450 TL KDV ile birlikte toplam 2.950 TL ödenmiÅŸtir.

Sermaye arttırma iÅŸlemlerinin muhasebe kayıtları ÅŸöyle yapılır:

 

Mad. No

AÇIKLAMA

BORÇ

ALACAK

1

....................................01.11.2009......................................

501 ÖDENMEMİÅz SERMAYE HESABI(-)
Ortak A 20.000
Ortak B 20.000
Ortak C 20.000
Ortak D 20.000
Ortak E 20.000

                     500 SERMAYE HS.
                     Ortak A 20.000
                      Ortak B 20.000
                     Ortak C 20.000
                     Ortak D 20.000
                     Ortak E 20.000

 

100.000

 

 

 

 


100.000

 

2

....................................01.11.2009......................................

100 KASA HESABI

         501 ÖDENMEMİÅz SERMAYE HESABI(-)
         Ortak A 5.000
         Ortak B 5.000
         Ortak C 5.000
         Ortak D 5.000
         Ortak E 5.000

 

25.000

 

 

25.000

 

3

....................................11.11.2009......................................

770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ HS

                                     100 KASA HESABI

 

40

 

 

40

 

4

....................................25.11.2009......................................

780 FİNANSMAN GİDERLERİ HS
191 İNDİRİLECEK KDV HS

                                   100 KASA HESABI

 

2.500
450

 

 


2.950

 

 

 

5. GENEL OLARAK SERMAYE ARTIRIM PROSEDÜRÜ

Sermaye artırımı kararı alan anonim şirketin aşağıdaki işlemleri yerine getirmesi gerekmektedir.

-Ana sözleÅŸme deÄŸiÅŸikliÄŸinin görüÅŸülmesi amacı ile genel kurul toplantıya çaÄŸrılır.

 

- Genel kurulca sermaye artırma kararı alınır.


- Yönetim kurulu kararı alınır.


- Eski sermayenin ödendiÄŸi tespit ettirilir (Åzirketin sermaye artırma kararı alınması için esas sermayenin tamamen ödenmiÅŸ olması gerekir.)


- Sermaye artırımı ile ilgili değişiklik metni hazırlanır.

-DeÄŸiÅŸecek maddeler (eski ve yeni ÅŸekli ile) yönetim kurulu tarafından karşılaÅŸtırılabilecek biçimde yazılarak hazırlanır. (madde tadil tasarısı)

-Değişiklik genel kurulca kabul edilir ve bu karar noter tarafından tasdik edilir.

 

- Artırılan sermayenin %0.04'ü Rekabet Kurulu adına T.C.Ziraat Bankasına yatırılır.


- Sermaye artırma metni Ticaret Siciline tescil ettirilir.

 

- Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirilir.

 

Sermaye artış kararının notere tasdik ettirilmesi gerekmektedir. Bu karar, 4 örnek olarak hazırlanıp notere verilmesi gerekmektedir. 1'i noterde kalacak olup 3 tasdikli örneÄŸi noterden alınmaktadır. 1'i karar defterine yapıştırılacak, 1'i vergi dairesine, 1'i fotokopisiyle birlikte ticaret siciline verilecektir. Karar hazırlanırken eski sermaye maddesinin deÄŸiÅŸtirilmeden aynı ÅŸekilde yazılmasına dikkat edilmelidir.

 

5.1. Ticaret Sicili Memurluğunca İstenen Evraklar

Sermaye artırımı için ÅŸirket merkezinin bulunduÄŸu yer ticaret sicili memurluÄŸuna müracaat etmeleri gerekmektedir [6] . Bu müracaatta istenen belgeler ÅŸunlardır.

- BaÅŸvuru Dilekçe,

- Önceki sermayenin ödendiÄŸini gösteren  SMMM veya YMM raporu

- Artırılan sermayenin %0.04'ü oranındaki Rekabet Kurulu adına Bankaya yatırılan tutara iliÅŸkin  dekont (Ziraat Bankasına yatırılmaktadır.),  

- 3 adet Noter  Tasdikli Karar,

-Ticaret sicili memurluÄŸuna deÄŸiÅŸikliÄŸin tescili için baÅŸvurulur ve tescil iÅŸlemi tamamlanır.

- Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde deÄŸiÅŸiklik ilan ettirilir.

- Bu gazeteler ÅŸirket adresine gönderilmektedir. Sermaye artırımlarında damga vergisi kaldırılmıştır.

- Tescil ve ilan iÅŸlemleri tamamlandıktan sonra iÅŸlemlerin tamamlandığı il ya da bölge ticaret müdürlüÄŸüne, müdürlüÄŸün olmadığı yerlerde doÄŸrudan Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bildirilir [7] .

Yukarıda kısaca açıklanmaya çalışıldığı üzere, sermaye artırımı belli zaman isteyen bir süreçtir. Canım sıkıldı sermaye artırmak istiyorum deyip akÅŸamdan sabaha gerçekleÅŸtirilebilecek bir iÅŸlem deÄŸildir. Bu itibarla, Kanun, tebliÄŸ ve uygulama iç genelgeleri çıkarılırken bu konuya özen gösterilmesi ve sorun oluÅŸturan durumların ortadan kaldırılıp makul ve mantıklı bir çözüme kavuÅŸturulması gerekirdi.   

            Ancak sözüm ona, Kanunun uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermek ve uygulama birliÄŸini saÄŸlamak amacıyla çıkarılan 09.12.2009 tarih ve B.07.1.GİB.0.03.50/ 5048 sayılı, 2009/2 Sıra No’lu 5811 sayılı Kanun İç Genelgesinin  sermaye artırımında yaÅŸanabilecek güçlükler ile ilgili hiçbir çözüm getirmediÄŸi, sadece Kanunun ilgili hükmünü olduÄŸu gibi tekrarladığı, bırakın tereddütleri gidermeyi, daha da tereddüt oluÅŸturduÄŸu, mükellefleri ve uygulamacıları yeni, zor, kısa sürede gerçekleÅŸtirilmesi mümkün olmayan iÅŸlemler bürokrasisi ile karşı karşıya bıraktığı aÅŸikardır.

Önceki yıllarda özellikle kurumlar vergisi ile ilgili olarak, Kanunun açık hükümlerine raÄŸmen mükellef lehine geniÅŸletici hükümler içeren genel tebliÄŸler çıkaran Vergi İdaresi,  5811 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin 2’inci fıkrasının “…Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü addolunur ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave olunur”. amir hükmüne raÄŸmen, 2004 hesap dönemine iliÅŸkin olarak yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan matrah farklarından 5811 sayılı Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıkların mahsubu için gerekli olan söz konusu ÅŸartların (sermaye ilave ÅŸartı dahil), 31.12.2009 tarihi itibarıyla yerine getirilememiÅŸ olması halinde, bu ÅŸartlar gerçekleÅŸmeden mahsup iÅŸleminin yapılmasına imkan tanımamaktadır.

Mükelleflerin çeÅŸitli sebeplerle incelemeye sevk iÅŸlemleri 2004 takvim yılı da dahil olmak üzere devam etmektedir. ÖrneÄŸin 2004 takvim yılı ile ilgili olarak 10 Aralıkta incelemeye sevk edilen ve bu inceleme sonucunda çıkabilecek olan muhtemel tarhiyatlar için 5811 sayılı Kanundan yararlanmak isteyen bir mükellef, bu Kanunun uygulanmasına baÄŸlı olarak Ticaret Sicil Memurluklarında oluÅŸan yoÄŸunluÄŸu da hesaba katarsak, bu kadar kısa bir sürede sermaye artırımına iliÅŸkin iÅŸlemleri nasıl tamamlayacaklardır.

Öte yandan, diÄŸer ÅŸartları saÄŸlayıp sermayeye ilave ÅŸartını dikkate almadan vergi inceleme raporu yazan inceleme elemanlarının bu raporları tarhiyat önerecek ÅŸekilde yeniden düzenlemeleri gerekmektedir. Bu ÅŸekilde yazılıp, uzlaÅŸma süreci tamamlanmış ve vergi dairesine gönderilmiÅŸ inceleme raporlarının durumu ne olacaktır.

6. SONUÇ:

Son yıllarda  mükellef odaklı, kaliteli hizmet sunma anlayışı içerisinde, saygılı ve dürüst olma temel ilkesiyle çalışmayı, vergi ödemenin sadece bir yükümlülük deÄŸil vatandaÅŸ olma ve sorgulama hakkı olduÄŸu bilinciyle kendisinden hizmet alan herkesi memnun etmeyi ve sorunları çözmeyi amaçlayan bir yaklaşım içerisinde olacağını taahhüt eden ve bu konuya paralel olarak mükellef hakları bildirgesi yayınlayan vergi idaresi, soyuttan somuta geçerek pratik, uygulanabilir çözümler getirerek zor durumda olan mükellefleri ve uygulamacıları rahatlatmalıdır. Her ne kadar bu Kanun amacı gerçek ve tüzel kiÅŸilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diÄŸer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak iÅŸletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle iÅŸletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini saÄŸlamak olsa da, bu iÅŸlemlerim genel olarak ekonomiye ve özel olarak ise devletin vergilerine saÄŸlayacağı katkı göz ardı edilmemelidir. Bu itibarla vergi idaresi, mükellefleri ve uygulamacıları kısa sürede gerçekleÅŸtirilmesi mümkün olmayan iÅŸlemler bürokrasisi ile karşı karşıya bırakmamalıdır. K amu hizmetlerinin finansmanındaki en saÄŸlam kaynak olmasının yanı sıra, çağın koÅŸulları gereÄŸi üstlendiÄŸi yeni ekonomik ve sosyal amaçları ile maliye politikasındaki rolü de dikkate alındığında vergi, hazinenin vazgeçilmez temel gelir kaynağıdır. Bu kaynağın ise, bürokratik iÅŸlem süreçleriyle vergiden soÄŸutulmuÅŸ mükelleflerden deÄŸil, gönüllü uyum sürecine katılma istek ve kabiliyetleri yüksek mükelleflerden saÄŸlanacağı unutulmamalıdır.

 

KAYNAKÇA

1) 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun.

 

2)  1, 2 ve 3 Seri Nolu 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İliÅŸkin Genel TebliÄŸler.

 

3) 2009/1 ve 2009/2 Sıra No’lu 5811 sayılı Kanun İç Genelgeleri.

4) Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 2002/2 ve 2005/2  Seri Nolu İç Ticaret TebliÄŸleri.

5) Åzükrü KIZILOT; Varlık Barışı ve Vergi İncelemesi Tartışmaları, Hürriyet Gazetesi, 8 Kasım 2008.

 

6) Rüknetin KUMKALE Åzirketlerin KuruluÅŸ ve İşleyiÅŸ Rehberi "Holding, Anonim, Limited" , Seçkin Kitabevi, Ankara, 2008, s.237.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun, akademisyenler baÅŸta olmak üzere, çeÅŸitli çevreler tarafından örtülü/gizli ya da açık bir vergi affı özelliÄŸi taşıdığı gerekçesiyle ciddi eleÅŸtiriler almıştır.

[2] 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. www.rega.basbakanlik.gov.tr

[3] 30.09.2009 tarih ve 27362 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. www.rega.basbakanlik.gov.tr

[4] Åzükrü KIZILOT; Varlık Barışı ve Vergi İncelemesi Tartışmaları, Hürriyet Gazetesi, 8 Kasım 2008.

[5] Rüknetin KUMKALE Åzirketlerin KuruluÅŸ ve İşleyiÅŸ Rehberi "Holding, Anonim, Limited" , Seçkin Kitabevi, Ankara, 2008, s.237.

[6] Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 2005/2 Seri Nolu İç Ticaret TebliÄŸi, 30.12.2005 tarih ve 25290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. www.rega.basbakanlik.gov.tr.

 

[7] Limited ÅŸirketlerde sermaye artırımına iliÅŸkin iÅŸlemler süreci de belli farklılıklarla birlikte anonim ÅŸirketlerde sermaye artırımına iliÅŸkin iÅŸlemler sürecine benzemektedir.