Sosyal Güvenlik Açısından İşveren Yükümlülükleri Ve Uygulama Esasları

SGK BaÅŸmüfettiÅŸi Mustafa KESKİN ve SGK MüfettiÅŸi Naci ÅžAHİN tarafından hazırlanan "Sosyal Güvenlik Açısından İşveren Yükümlülükleri Ve Uygulama Esasları" konulu kitabı çıktı.

İndirimli Orana Tabi İşlemlerde KDV İade Uygulaması

Vergi Denetmeni Kemal SARITAÇ ve Vergi Denetmen Yrd. Derya YONCA tarafından hazırlanan "İndirimli Orana Tabi İşlemlerde KDV İade Uygulaması " konulu çalışmaları sitemizin Bilgi Bankası…

5510 Sayılı Kanun

SGK MüfettiÅŸi Naci ÅžAHİN tarafından hazırlanan "5510 Sayılı Kanun" ile ilgili sunum sitemizin Bilgi Bankası bölümüne eklenmiÅŸtir. Tıklayınız...

Vergide Faiz Ve Zam

Åžirketimiz Bilgili Bağımsız Denetim ve YMM A.Åž. nin de katkılarıyla, Vergi Denetmeni Muharrem ÖZDEMİR tarafından yazılan "VERGİDE FAİZ VE ZAM" adlı kitap sitemizin Bilgi Bankasında yayınlanmıştır.…

Gecikme Faizi Ve Gecikme Zammının Hukuki Mahiyeti, Uygulama Esasları Ve Yüksek Gecikme Faizi/Gecikme Zammı Oranlarının Düşürülmesi Gerekliliği

Mehmet YÜCEL

Vergi Denetmen Yrd.

Büyük Yazı Tipi - Küçük Yazı Tipi | Makale yayımlanma tarihi: 04.02.2010 | Toplam Okunma Sayısı: 960

1. GİRİÅz 

 

 

Türk Vergi Sisteminde yer alan gecikme zammı ile gecikme faizi, vergileme tekniÄŸi açısından bir ceza deÄŸil, amme alacağını enflasyona karşı korumak, oluÅŸturacağı yaptırım gücüyle amme alacağının zamanında ödenmesini saÄŸlamak için getirilen müeyyidelerdir. Ancak söz konusu müesseseler uygulamada zaman zaman birbirine karıştırılmakta, vergi idaresi ile mükellefler ihtilafa düÅŸmektedirler. Bir ceza niteliÄŸi taşımamakla beraber, geç tahakkuk ettirilen vergilere uygulanan gecikme faizi ile tahakkuk edip, zamanında ödenmeyen vergilere uygulanan gecikme zammının ilgili kanunlardaki yeri, hesaplanması, aralarındaki farklılıklar ve benzerlikler ile, tek haneli hale gelen yıllık enflasyon ve yıllık piyasa faiz oranlarına raÄŸmen gecikme zammı ile gecikme faizinin bu oranların üç dört katı (yıllık bazda 0) mesabesinde olmasının mükellefler üzerinde yarattığı baskı ve zorluklar bu makalenin konusunu oluÅŸturmaktadır.

 

 

Zamanında tahakkuk ettirilmemesi nedeniyle d evlete ödenmesi gereken bir vergi borcunu vaktinde ödemeyen mükellef, bu parayı baÅŸka amaçlarla kullanmakta ve çeÅŸitli yararlar saÄŸlamaktadır. Buna karşılık devlet, vergi gelirlerinin bir kısmından yoksun kalmakta ve bu durumda ya harcamalarını azaltmak ya da borçlanmak zorunda kalmaktadır. Harcamaların azaltılması durumunda toplum bazı devlet hizmetlerinden yoksun kalmakta, devletin borçlanması durumunda ise, devlet hizmetlerinin maliyeti artmaktadır. Borçlanmanın süreklilik arz etmesi ve sürdürülebilirlik koÅŸullarının ortadan kalkması durumunda ise, devlet içinden çıkılmaz bir borç sarmalı ile karşı karşıya kalmakta ve bu durum çoÄŸu zaman bir borç krizi ya da diÄŸer bir ifade ile bir borç çıkmazı ile sonuçlanmaktadır.[1]

 

 

Paranın deÄŸerini sürekli olarak kaybettiÄŸi yüksek enflasyon dönemlerinde, paranın satın alma gücü,  ayrı bir önem kazanır. Dönem başında, kullanmaktan vazgeçilen ya da hak edildiÄŸi halde alınamayan bir miktar paranın satın alma gücü; dönem sonunda; enflasyon oranında azalmış olacaktır. Bu durumda dönem sonunda paranın asıl sahibine ödenmesi gereken faiz; sadece belli bir dönem için yapılan fedakarlığın karşılığından ibaret olmayacak, aynı zamanda söz konusu dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı da karşılayacak miktarda olması gerekecektir.

 

 

 

 

Zamanında tahakkuk ettirilmeyen hazine alacağının deÄŸerini korumayı amaçlayan gecikme faizi,  213 sayılı Vergi Usul Kanununda düzenlenmiÅŸtir. Söz konusu Kanununun 112/3. maddesine göre, ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda, dava konusu yapılmaksızın kesinleÅŸen vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduÄŸu döneme iliÅŸkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar; dava konusu yapılan vergilerin ödeme yapılmamış kısmına, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduÄŸu döneme iliÅŸkin normal vade tarihinden itibaren, yargı organı kararının tebliÄŸ tarihine kadar geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır.

 

 

 

 

 

 

 

 

2.1. Gecikme Faizi Tahakkuku Geciktirmenin Müeyyidesidir .

 

 

Gecikme faizi uygulanmasını hükme baÄŸlayan 3239 sayılı kanunun gerekçesinde ikmalen, re'sen ve idarece tarh edilen vergilerle ilgili olarak "Bu alacaklar için faiz alınmasını gerektiren diÄŸer önemli sebep ise, zamanında beyan edilmek ve ödenmemek suretiyle haksız olarak devlet parasını uzun süre kullanan ve bu suretle menfaat saÄŸlayan mükellefin mükafatlandırılmasını önlemektir. Gerçekten devlet parasını haksız olarak kullanmak suretiyle kazanç temin eden mükelleften, sözü edilen parayı kullanma karşılığının alınması, hukuk nizamının tabii bir gereÄŸi olarak ortaya çıkmaktadır" denilmektedir. UÄŸradığı zararı gecikme faizi ile gidermeye çalışan vergi alacaklısının bu tutumu ekonomik yönden haklı gerekçelere dayanmaktadır. Vergi uyuÅŸmazlıklarının yargı aÅŸamasında uzun sürede sonuçlanması da gerekçenin haklılığını güçlendirmektedir.

 

 

Yukarıda da ifade ettiÄŸimiz gibi gecikme faizi  tahakkuku geciktirmenin bir yaptırımıdır. Gecikme faizinin oranı,  6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranına baÄŸlıdır. Gecikme zammından farklı olarak, gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmamaktadır. 5035 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle 6183 sayılı A.A.T.U.H.K’nun 51’inci maddesinde yapılan deÄŸiÅŸiklikle, 02.01.2004 tarihinden itibaren   tam ay süreleri için aylık, ay kesirleri için ise günlük gecikme zammı hesaplanması uygulaması getirilmiÅŸtir.   Bu deÄŸiÅŸiklikle, daha önceleri ay kesirleri tam ay olarak uygulanan gecikme zammı hesaplanmasından vazgeçilerek mükellefler lehine adaletli bir sistem getirilmiÅŸtir.

 

 

 

 

3. GECİKME ZAMMI UYGULAMASI

 

 

Gecikme zammı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51’inci maddesinde düzenlenmiÅŸtir.  Söz konusu Kanunun “Gecikme Zammı, Nispet ve Hesabı” baÅŸlıklı 51’inci maddesinde, “(5035 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle deÄŸiÅŸen madde; Yürürlük:02.01.2004) Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 (2006/10302 sayılı B.K.K. ile 21.04. 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere %2,5) oranında gecikme zammı tatbik olunur. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesap edilir. Gecikme zammı bir Yeni Türk Lirasından az olamaz.

 

 

Gecikme zammı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise, bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı tatbik edilmez.

 

 

Bakanlar Kurulu, gecikme zammı oranlarını aylar itibarıyla topluca veya her ay için ayrı ayrı, yüzde onuna kadar indirmeye, gecikme zammı oranı ile gecikme zammı asgari tutarını iki katına kadar artırmaya, ayrıca gecikme zammı oranını aylar itibarıyla farklı olarak belirlemeye ve gecikme zammını bileÅŸik faiz usulüyle aylık, üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak hesaplatmaya yetkilidir.   hükmü yer almaktadır.

 

 

Buna göre, 2006/10302 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 21.04. 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, amme alacağının ödeme süresi içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı %2.5 oranında gecikme zammı uygulanır. Ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplanır.   Vadesinde  kısmen  ödenmeyen amme alacaklarında gecikme zammı , yalnızca ödenmeyen kısım için hesaplanır.[2]

 

 

3.1. Gecikme Zammında Tatbik Müddeti veya Gecikme Zammını Durduran Haller

 

 

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un “Gecikme Zammında Tatbik Müddeti ve DiÄŸer Hükümler” baÅŸlıklı 52’nci maddesinde “ Gecikme zammının tatbik (uygulanma) müddeti, amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduÄŸu güne kadar olan müddettir. Gecikme zammının önceden borçluya bildirilmesi gerekmez. Aslın ödenmiÅŸ olması gecikme zammının takip ve tahsiline mani deÄŸildir.” hükmüne yer verilmiÅŸtir.

 

 

Gecikme zammını durduran haller olarak da ifade edebileceÄŸimiz yukarıdaki ÅŸartların varlığı hallerinde gecikme zammı hesaplanmayacaktır. Buna göre gecikme zammının uygulama süresi,  amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı tarihe kadar olacaktır. Tecilden sonra tecil ÅŸartlarına uygun ödeme yapıldığı sürece gecikme zammı uygulanmayacaktır. Tecil, 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde belirtilen ÅŸartların varlığı halinde, borçlu tarafından yazı ile istenmiÅŸ ve teminat gösterilmiÅŸ olmak ÅŸartı ile yazılı talebinin idare tarafından yerinde görülmesi halinde, amme alacağının 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak ertelenmesidir. Tecil faizi oranı, 438 Seri No’lu Tahsilat Genel TebliÄŸi ile 28.04.2006 tarihinden itibaren yıllık $ olarak belirlenmiÅŸtir.

 

 

İflas, iflasına karar verilen bir borçlunun (müflisin), haczedilebilen bütün mal varlığının, cebri icra yoluyla paraya çevrilerek, bundan bütün alacaklılarının tatmin edilmesini saÄŸlayan toplu bir cebri icra yoludur. İflas kararının ticaret mahkemesi tarafından verilmesi zorunludur. İflasın açıldığı tarih, söz konusu mahkeme kararında gösterilmektedir. Dolayısıyla iflasın açıldığı tarihe kadar (bu tarih hariç) gecikme zammı uygulanacak, bu tarihten sonra gecikme zammı uygulanmayacaktır.

 

 

6183 sayılı Kanunun 75’inci maddesine göre, y apılan takip sonunda, borçlunun haczedilecek malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlu aciz halinde sayılır. Yapılan takip safhalarıyla bakiye borç miktarı bir aciz fiÅŸinde gösterilerek aciz hali tespit olunur. Bu durumda gecikme zammı, aciz fiÅŸinin düzenlendiÄŸi tarihe kadar uygulanacaktır.[3]

 

 

 

 

3.2. Gecikme Zammı Ödemeyi Geciktirmenin Müeyyidesidir.

 

 

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 37. maddesinde “ Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tespit edilmemiÅŸ amme alacakları Maliye Bakanlığınca belirtilecek usule göre yapılacak tebliÄŸden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür. Amme borçlusu isterse borcunu belli zamanlardan önce ödeyebilir” hükmü yer almaktadır. Amme borcunun yasalara uygun surette yerine getirilmesi olan ödemenin, zamanda yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu yasal zorunluluÄŸa uyulmamasının belli yaptırımlarının olması doÄŸaldır. Gecikme zammı uygulaması da amme alacağının ödenmesinin geciktirilmesinin bir müeyyidesi ve enflasyon karşısında amme alacağının deÄŸerinin korunmasının bir yoludur.  

 

 

Bu baÄŸlamda amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına, vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 2,5 gecikme zammı uygulanmaktadır. Gecikme zammı uygulanırken ay kesirleri günlük olarak hesaplanmaktadır. Gecikme zammı ; 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre uygulanan vergi ziyaı cezalarında bu madde uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında ise bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanmaktadır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı uygulanmamaktadır.

 

 

 

 

4. GECİKME FAİZİ İLE GECİKME ZAMMININ KARÅzILAÅzTIRILMASI:

 

 

Gecikme zammı ve gecikme faizi mahiyet itibariyle amme alacaklarının zamanında tahakkuk etmemesi ya da tahakkuk etmiÅŸ alacakların zamanında ödenmemesi durumunda talep edilen mali bir tazminat olarak özetlenebilir[4] . Hizmet ettiÄŸi amaç ise, amme alacağının enflasyon karşısında deÄŸerini yitirmesini önlemektir. Ancak aynı amaca hizmet etmelerine karşın, yukarıda belirtilen farlılıklarından görüldüÄŸü üzere uygulama açısından iki farklı düzenlemedir.   Türk Vergi Hukukunda yer alan bu iki müessese zaman zaman birbirine karıştırılmakta, yanlış uygulamalara sebebiyet verilmektedir. Yukarıda da belirtildiÄŸi gibi gecikme faizi , 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 112’nci maddesinde, gecikme zammı 6183 sayılı A.A.T.U.H.K’nun 51’inci maddesinde düzenlenmiÅŸtir.

 

 

 

 

Gecikme faizi , vergiyi doÄŸuran olayın sonradan öÄŸrenilmesi nedeniyle (ikmalen, resen ve idarece yapılan tarhiyatlarla) beyan esası dışında yapılan vergilendirme iÅŸlemlerinde uygulanan ve gecikme zammından ayrı tahsil edilen bir ek yükümlülüktür. Bu tanımdan hareketle gecikme faizinin , vergilendirmenin tarh, tebliÄŸ ve tahakkuk aÅŸamasında ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Gecikme faizi , ikmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergiler için hesaplanan diÄŸer bir ifade ile zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin asıllarına tatbik edilen fer’i nitelikteki bir müeyyidedir. Buradan da anlaşılacağı üzere, vergi aslı gecikme faizine tabi iken, vergi cezaları ve ceza niteliÄŸindeki diÄŸer kamu alacakları gecikme faizine tabi deÄŸildir.

 

 

 

 

Gecikme zammı ise, vergi aslı ve vergi ziyaı cezalarında 6183 sayılı A.A.T.U.H.K’nun 51’inci maddesi uyarınca belirlenen oranda, mahkemeler tarafından verilen ve ceza mahiyetinde olan amme alacaklarında bu oranın yarısı ölçüsünde uygulanır. Bunların dışındaki ceza mahiyetinde olan amme alacaklarına gecikme zammı uygulanmaz. Gecikme faizi ; tahakkuktan vadeye göre geriye doÄŸru hesaplanır.[5]

 

 

Oysa gecikme zammı tahakkuk etmiÅŸ, kesinleÅŸmiÅŸ, ödenebilir hale gelmiÅŸ ve ödeme vadesi gelmiÅŸ olmasına raÄŸmen ödenmeyen amme alacaklarına vadeyle ödeme tarihi arasında geçen süre için uygulanır. Gecikme zammının uygulanabilmesi için alacağın muaccel hale gelmiÅŸ olması yani, kamu idaresi tarafından alacağın talep edilebilir hale gelmiÅŸ olması gerekmektedir. Gecikme faizi hesaplanması için alacağın muaccel hale gelmiÅŸ olması zorunluluÄŸu yoktur. Ancak, takside baÄŸlı kamu alacaklılarının taksitleri vadesinde ödenmez ise, alacağın tamamı muaccel hale gelmekle beraber gecikme zammına tabi tutulmaz.[6]   Amme alacağının zamanında ödenmemesinden dolayı alınan gecikme zammı, asıl alacaÄŸa baÄŸlı olarak ortaya çıkan fer’i nitelikte, belli oran ve miktarlardaki ek yükümlülüktür.

 

 

Gecikme faizi ve gecikme zammının oranları aynı olup 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesine göre belirlenen orandır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmazken, gecikme zammının hesaplanmasında ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı günlük olarak hesaplanır.

 

 

Gecikme zammı 1,00 TL az olamaz. Gecikme faizinde ise asgari bir tutar yoktur. Gecikme zammının tatbik müddeti, amme alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduÄŸu güne kadar olan müddet olarak belirlenmiÅŸken gecikme faizini durduran haller kanunda düzenlenmemiÅŸtir. Gecikme faizi ile gecikme zammı arasındaki benzerlikleri ve farkları, bir tablo halinde toplu olarak aÅŸağıdaki ÅŸekilde gösterebiliriz[7] .

 

 

 GECİKME FAİZİ

 

 

GECİKME ZAMMI

 

 

1-

 

 

VUK’nun  112’nci maddesinde düzenlenmiÅŸtir.

 

 

1-

 

 

AATUHK’nun 51’inci maddesinde düzenlenmiÅŸtir.

 

 

2-

 

 

İkmalen, re'sen ya da idarece tarh olunan vergiler için uygulanır.

 

 

2-

 

 

Tahakkuk etmiÅŸ ödeme vadesi geçmiÅŸ olan yani kesinleÅŸmiÅŸ olan kamu alacakları için uygulanır.

 

 

3-

 

 

Vade tarihi ile tahakkuk tarihi arasında hesaplanır. Dava açılması durumunda ise Vergi Mahkemesi, BİM ve Danıştay tarafından verilen onama kararının idareye tebliÄŸ edildiÄŸi tarihe kadar geçen süreler için gecikme faizi hesaplanır.

 

 

3-

 

 

Vade tarihi ile ödeme tarihi arasında hesaplanır.

 

 

4-

 

 

Gecikme faizi aylık olarak hesaplanır, ay kesirleri dikkate alınmaz.

 

 

4-

 

 

Gecikme   zammı, gecikilen her ay için aylık hesaplanır, ay kesirleri için de günlük olarak hesaplanır.

 

 

5-

 

 

VUK kapsamına giren vergi, resim ve harçlara uygulanır.

 

 

5-

 

 

VUK kapsamında yer almayan Gümrük vergileri dahil tüm kamu alacaklarını kapsar.

 

 

6-

 

 

Vergi cezaları için gecikme faizi hesaplanmaz.

 

 

6-

 

 

Vadesinde ödenmeyen vergi ziyaı cezası için gecikme zammı uygulanır. DiÄŸer cezalar için gecikme zammı uygulanmaz.

 

 

7-

 

 

 

 

Ay kesirleri dikkate alınmaz.

 

 

7-

 

 

Ay kesirleri günlük olarak hesaplanır.

 

 

8-

 

 

Asgari bir tutar yoktur.

 

 

 

 

8-

 

 

Gecikme zammı 1,00 YTL az olamaz.

 

 

9-

 

 

Ceza niteliÄŸinde deÄŸildir. Ölümle düÅŸmez. (VUK m. 372)

 

 

9-

 

 

Ceza niteliÄŸinde deÄŸildir. Ölümle düÅŸmez

 

 

 

 

10-

 

 

BileÅŸik faiz uygulanmaz.

 

 

10-

 

 

BileÅŸik faiz uygulanmaz.

 

 

11-

 

 

 

 

Gecikme faizi oranı gecikme zammına endeksli olup aylık hesaplanır. Aylık oran: % 2.5’dir.

 

 

11-

 

 

Aylık oran:% 2.5’dir.

 

 

12-

 

 

Gecikme faizini durduran Haller yoktur.

 

 

12-

 

 

Gecikme zammını durduran haller vardır.

 

 

13-

 

 

Gecikme faizi önceden mükellefe bildirilir.

 

 

13-

 

 

Gecikme Zammı önceden bildirilmez.

 

 

14-

 

 

Gecikme Faizi Oranı, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

 

 

14-

 

 

Gecikme Zammı Oranı, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

 

 

15

 

 

Gecikme faizi, vergi cezası niteliÄŸinde olmadığı için TÖ ve TS uzlaÅŸma kapsamında deÄŸildir.

 

 

15

 

 

-

 

 

           

 

 

 

 

5) ÖRNEKLERLE GECİKME FAİZİ VE GECİKME ZAMMI HESAPLANMASI

 

 

5.1. Tarhiyatın Dava Konusu Yapılmaması Halinde Gecikme Faizi Hesaplaması

 

 

Kurumlar Vergisi mükellefi XYZ A.Åz, 2007 yılı vergilendirme dönemine iliÅŸkin kurumlar vergisi beyannamesini yasal süresi olan 25 Nisan 2008 tarihine kadar baÄŸlı olduÄŸu vergi dairesine vermemiÅŸtir. Buna iliÅŸkin olarak yapılan vergi incelemesinde tespit edilen matrah farkı üzerinden hesaplanan vergi ve cezalar kendisine 14.09.2008 tarihinde tebliÄŸ edilmiÅŸtir. Mükellef söz konusu tarhiyatı dava konusu yapmamış ve vergi ve cezalar kesinleÅŸmiÅŸtir. Bu durumda yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihi, 14.10.2008 olacaktır.

 

 

 

 

Vergi ve gecikme faizinin verginin tahakkuku tarihinden itibaren 1 ay içinde, cezanın ise dava açma süresinin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde ödeneceÄŸi VUK 112/1 ve 368/1. maddelerinde belirtilmiÅŸ olup, buna göre vergi aslı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin en geç  14.11.2008 tarihine kadar ödenmesi gerekecektir. Bu durumda gecikme faizi uygulanacak süre,   ziyaa uÄŸratılan verginin olması gereken ödeme tarihinden, yani 30.04.2008 tarihinden 14.10.2008 tarihine kadar olan süredir. Gecikme faizinde ay kesirleri hesaplanmadığı için 01.10.2008-14.10.2008 tarihleri arasındaki Ekim ayı kesri için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

 

 

5.2. Dava Konusu Yapılan Tarhiyatın Mahkeme Kararıyla Onaylanması Halinde Halinde Gecikme Faizi Hesaplaması

 

 

Mükellef   XYZ, 2007 yılı vergilendirme dönemine ait gelir vergisi beyannamesini yasal süresi olan 25.03.2008 tarihine kadar baÄŸlı olduÄŸu vergi dairesine vermemiÅŸtir. Bu durumda XYZ’nin hesapları incelenerek adına vergi tarh edilmiÅŸ ve ceza kesilmiÅŸtir. Tarh edilen vergi ve kesilen cezaya iliÅŸkin ihbarnameler mükellefe 19.10.2008 tarihinde tebliÄŸ edilmiÅŸtir. Mükellef tebliÄŸ tarihinden itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesinde dava açmış ancak, mahkeme idare tarafından yapılan tarhiyatı aynen onamıştır. Bu karar üzerine vergi dairesi tarafından düzenlenen vergi/ceza ihbarnameleri 11.06.2009 tarihinde idare tarafından mükellefe tebliÄŸ edilmiÅŸtir.

 

 

 

 

Bu örneÄŸe göre 19.10.2008 yılında tebliÄŸ edilmiÅŸ olan ihbarnamelere karşı 30 gün içinde dava açılmış olması nedeniyle, bu vergi ve cezalara iliÅŸkin tahsil iÅŸlemleri duracaktır. Ancak vergi mahkemesi tarhiyatı aynen onamış olduÄŸu için vergi mahkemesi kararı üzerine vergi aslı, vergi ziyaı cezası ve tahakkuk tarihine göre yeniden hesaplanan gecikme faizi, vergi/ceza ihbarnamesi ile 11.06.2009 tarihinde mükellefe tebliÄŸ edilmiÅŸtir. Böylece vergi artık 11.06.2009 tarihi itibariyle tahakkuk etmiÅŸ olmaktadır. Tahakkuk eden vergi aslı, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin 11.06.2009 tarihinden itibaren bir aylık süre içerisinde ödenmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

Gecikme faizi hesaplanacak olan süre ise, 1 Nisan 2008 tarihi ile 31 Mayıs 2009 tarihi arasında geçen süre olacaktır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmayacağından Haziran 2009 ayına iliÅŸkin 11 günlük süre için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

 

 

 

 

5.3. Uzlaşılan Vergilerde Gecikme Faizi Hesabı:

 

 

Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi ; uzlaşılan vergi miktarına, normal vade tarihinden itibaren uzlaÅŸma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanacağı Vergi Usul Kanununun 112 ile Ek 11’inci maddelerinde belirtilmiÅŸtir. Ancak uzlaÅŸmanın vaki olmaması halinde ise kendi kanununda belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduÄŸu döneme iliÅŸkin normal vade tarihinden itibaren, son yapılan tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi hesaplanacağı açıktır.

 

 

 

 

UzlaÅŸma konusu yapılan vergide uzlaÅŸma vaki olduÄŸu takdirde uzlaÅŸma tutanağı düzenlenir ve söz konusu uzlaÅŸma tutanağı derhal ilgili vergi dairesine intikal ettirilir. Bu tutanak tahakkuk fiÅŸi yerine geçer. UzlaÅŸma tutanağı vergi ve cezaların ödeme zamanlarından önce ilgiliye tebliÄŸ edilmiÅŸse kanuni ödeme zamanlarında; ödeme zamanları kısmen veya tamamen geçtikten sonra ilgiliye tebliÄŸ edilmiÅŸ ise ödeme süreleri geçmiÅŸ olanlar uzlaÅŸma tutanağının tebliÄŸ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

 

 

 

 

ÖrneÄŸin vergi inceleme elemanı tarafından 2009/Åzubat dönemine ait Katma DeÄŸer Vergisi ile ilgili olarak Vergi İnceleme Raporu düzenlenmiÅŸtir. Mükellef tutanak aÅŸamasında Vergi Usul Kanununun Ek 11’inci maddesi gereÄŸince tarhiyat öncesi uzlaÅŸma talebinde bulunduÄŸunu beyan etmiÅŸtir. Mükellef ile 09.09.2009 tarihinde yapılan uzlaÅŸma görüÅŸmesi sonucunda tarhiyat öncesi uzlaÅŸma vaki olmuÅŸtur. Bu bilgiler ışığında gecikme faizi aÅŸağıdaki ÅŸekilde hesaplanacaktır.

 

 

 

 

Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi ; uzlaşılan vergi miktarına, normal vade tarihinden uzlaÅŸma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için uygulanır. UzlaÅŸmanın vaki olması durumunda uzlaÅŸma tutanağının imzalandığı tarih itibariyle resen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergiler tahakkuk eder ve kesinleÅŸir. UzlaÅŸma komisyonlarının tutacakları uzlaÅŸma tutanakları kesin olup, gereÄŸi vergi dairelerince derhal yerine getirilir. Mükellef veya adına ceza kesilen; üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie ÅŸikayette bulunamaz.

 

 

 

 

Buna göre tarhiyat öncesi uzlaÅŸmalarda gecikme faizi ; normal vade tarihinden (26.03.2009)- tutanağın imzalandığı (09.09.2009) tarih arasındaki 5 tam ay için gecikme zammı oranında (aylık %2,5 oranında) gecikme faizi uygulanacaktır. Geriye kalan ay kesirleri için ise gecikme faizi uygulanmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

5.4. Gecikme Zammı Hesaplaması

 

 

XYZ Anonim Åzirketi 26.02.2009 vadeli ve 500.000 TL tutarındaki KDV borcunu 05.05.2009 tarihinde ödemek üzere vergi dairesine baÅŸvurmuÅŸtur. BilindiÄŸi üzere, 5035 sayılı Kanunun 4’üncü maddesiyle 6183 sayılı A.A.T.U.H.K’nun 51’inci maddesinde yapılan deÄŸiÅŸiklikle, 02.01.2004 tarihinden itibaren   tam ay süreleri için aylık, ay kesirleri için ise günlük gecikme zammı hesaplanması uygulaması getirilmiÅŸtir. Buna göre gecikme zammı tam aylık süreler ve ay kesirleri için aÅŸağıdaki gibi hesaplanacaktır.

 

 

            Aylık Esasa Göre Gecikme Zammı Tutarı =[(Aylık Gecikme Zammı Oranı) x (Ay Sayısı) x (Gecikme Zammı Uygulanacak Tutar)]

 

 


Aylık Esasa Göre Gecikme Zammı Tutarı  = (%2,5) x  (2) x (500.000) = 25.000 TL

 

 

 

 

Borcun 27.04.2009-05.05.2009 tarihleri arasındaki 8 günlük ay kesri için ise gecikme zammı hesaplaması önce aylık gecikme zammı oranının 30’a bölünmesi suretiyle günlük gecikme zammı oranı bulunacak, sonra da bulunan oran ile gecikme zammı formülü uygulanarak günlük gecikme zammı hesaplanacaktır.

 

 

Günlük gecikme zammı oranı = (2,5/100/30) = 0,000833

 

 

Ay kesiri için gecikme zammı tutarı= (0,000833) x (8) x (500.000) = 3.332 TL

 

 

Toplam gecikme zammı = 25.000 + 3.332 = 28.332 TL olarak hesaplanacaktır.

 

 

 

 

5. MEVCUT GECİKME FAİZİ VE GECİKME ZAMMI ORANI YÜKSEKTİR.

 

 

Ülkemizde son yıllarda makro ekonomik göstergelerdeki göreceli iyileÅŸmelere paralel olarak enflasyon oranları da düÅŸüÅŸ trendine girmiÅŸtir.  Enflasyon oranlarındaki bu düÅŸüÅŸ kısa süreli ve istikrarsız bir düÅŸüÅŸ olmaktan çıkmış belli ölçüde istikrar da kazanmıştır. Son olarak küresel ekonomik krizin yarattığı talep koÅŸulları ve uluslararası geliÅŸmelerin de etkisiyle enflasyondaki artış,   hedeflenen enflasyonun altında kalmıştır. Yani  her zaman hedefi üstten ıskalama yaÅŸanırken bu kez hedefi alttan ıskalama durumu ortaya çıkmıştır.   Ekim ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 6,95, üretici fiyatlarında yüzde 2,20 seviyelerinde gerçekleÅŸmiÅŸtir.

 

 

Bunun yanı sıra gecelik faiz oranları, borçlanmada yüzde 7,25, borç vermede ise yüzde 9,75 ile tek haneli rakamlar olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bankaların mevduat faizleri % 8-11 bandı arasındadır.  Konut kredisi faiz oranları %1’in altına düÅŸmüÅŸtür.  Bono faizleri ise %8-10 seviyelerindedir. 

 

 

Mükelleflerin vergilerini zamanında ödemeleri için, ödenecek vergiyi alternatif finansman imkanı olarak deÄŸerlendirmesinler diye gecikme zammı oranı özellikle yüksek tutulmaktadır. Ancak gecikme zammı ve dolayısıyla gecikme faizi oranı ekonominin bugünkü genel durumuna göre çok yüksektir. Makro ekonomik göstergelerdeki iyileÅŸmelere paralel olarak gecikme zammı ve gecikme faizi oranı da düÅŸürülmelidir. Zaten borcunu ödeyebilen mükellef gecikmeye düÅŸmeksizin vergisini ödemektedir. Yüksek gecikme zammı oranı, vergisini ödemekte zorlanan mükellefin durumunu daha da ağırlaÅŸtırmaktadır. Verginin geciktirilmemesi ve alternatif finans imkanı olarak kullanılmaması için, gecikme zammı oranı bankaların kredi faiz oranlarından mutlaka yüksek olmalıdır. Ancak bu günkü haliyle gecikme zammı oranı her türlü ölçünün çok üstündedir. Ayrıca taksite baÄŸlanan kamu alacakları için yıllık bazda uygulanan tecil faizi oranı ($) da çok yüksektir. Ayrıca gecikme faizi, vergi cezası niteliÄŸinde olmaması nedeniyle uzlaÅŸma kapsamında deÄŸildir. Bu durum mükellefler üzerinde oluÅŸan bu yükün, uzlaÅŸma yoluyla bir nebze olsun hafifletilmesinin yolunu da kapatmaktadır.  

 

 

 

 

Yıllarca reel faizlerin yüksekliÄŸinde ÅŸikayet edilen bu ülkede, reel faizler bile makul seviyelere düÅŸmüÅŸtür. Enflasyon tek haneli rakamlarda belli ölçüde istikrar kazanmıştır. Ancak bu düÅŸüÅŸe raÄŸmen enflasyonun amme alacaklarına bir yansıması olan gecikme faizi ve gecikme zammı oranları çok yüksek seviyelerde kalmıştır. Devlet adeta yıllarca bankaların yaptığı gibi tatlı bir reel gecikme zammı ve faizi kazancı gayesi gütmektedir. Bu haliyle gecikme faizi ve gecikme zammı uygulaması, kamu alacaklarının enflasyon karşısında erimesinin önüne geçmenin ötesinde bir amaç için kullanılmakta, bu uygulamalar ülkemizi de etkileyen global ekonomik krizin etkisiyle zor durumda olan mükelleflerin durumlarını daha da kötüleÅŸtirmekte, yüksek gecikme zammı ve faizinden dolayı ödenmeyen vergi borçları kartopu gibi büyümekte, mükellefler adeta cezalandırılarak kendi kaderleri ile baÅŸ baÅŸa bırakılmaktadır. Bu açıdan vergi kanunları ile getirilen yaptırımların veya bütünüyle vergi c eza sisteminin mükellefler için caydırıcı ancak aynı zamanda adaletli olması gerekmektedir.

 

 

 

 

6. SONUÇ:

 

 

Son yıllarda  mükellef odaklı, kaliteli hizmet sunma anlayışı içerisinde, saygılı ve dürüst olma temel ilkesiyle çalışmayı, vergi ödemenin sadece bir yükümlülük deÄŸil vatandaÅŸ olma ve sorgulama hakkı olduÄŸu bilinciyle kendisinden hizmet alan herkesi memnun etmeyi ve sorunları çözmeyi amaçlayan bir yaklaşım içerisinde olan devlet ve vergi idaresi bu yöndeki çabalarını daha da arttırmalı, soyuttan somuta geçerek pratik, uygulanabilir çözümler getirerek zor durumda olan mükellefleri rahatlatmalıdır. Bu baÄŸlamda g ecikme zammı ve faizi oranları ekonomideki gidiÅŸata uygun olarak, makul bir süre içerisinde mutlaka düÅŸürülmelidir. K amu hizmetlerinin finansmanındaki en saÄŸlam kaynak olmasının yanı sıra, çağın koÅŸulları gereÄŸi üstlendiÄŸi yeni ekonomik ve sosyal amaçları ile maliye politikasındaki rolü de dikkate alındığında vergi, hazinenin vazgeçilmez temel gelir kaynağıdır. Bu kaynağın ise, gönüllü uyum sürecine katılma istek ve kabiliyetleri yüksek mükelleflerden saÄŸlanacağı unutulmamalıdır.

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

 

1. A. Bumin DoÄŸrusöz, “Gecikme Zammı ve Gecikme Faizinde KarmaÅŸa”,   http:// archive. ismmmo. org.tr /docs /malicozum/ 08malicozum/08-a.bumİn%20dogrusoz18.doc

 

 

2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un İlgili Maddeleri

 

 

3. Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2008, HUD Yayını, 2008 İstanbul.

 

 

4. Binhan Elif YILMAZ, Borç Çıkmazı, Derin Yayınları, İstanbul, 2008.

 

 

5. Levent DemirdaÄŸ-Dilek Sevimkan, “Gecikme Zammı ve Gecikme Faizinin Türk Vergi  Sistemindeki Yeri ve Önemi”, http://archive.ismmmo.org.tr/docs/malicozum/27Mali Cozum/06-LeventDemirdag21.doc

 

 

6. Muharrem ÖZDEMİR, Vergide Faiz ve Zam, Akis Kitap, İstanbul, 2009.

 

 

7. Seri: A Sıra No :1 Tahsilat Genel Tebliği

 

 

8. Åzaban Küçük, “Gecikme Zammı ve Gecikme Faizi Nedir ? Ceza mı, Paranın Zaman DeÄŸeri mi?”   Yaklaşım Yayınları, Ocak 2005. 

 

 

9. Vergi Usul Kanunu’nun İlgili Maddeleri

 

 



[1] Binhan Elif YILMAZ, Borç Çıkmazı, Derin Yayınları, s.137-138, İstanbul, 2008.

[2] A. Bumin DOÄzRUSÖZ, “Gecikme Zammı ve Gecikme Faizinde KargaÅŸa”, archive.ismmmo. org.tr /docs /malicozum/08malicozum/08-a.bumİn%20dogrusoz18.doc

[3] Muharrem ÖZDEMİR, Vergide Faiz ve Zam, Akis Kitap, s.113-114, İstanbul,2009.

[4] Åzaban KÜÇÜK, Gecikme Zammı ve Gecikme Faizi Nedir? Ceza mı, Paranın Zaman DeÄŸeri mi?, Yaklaşım , Ocak  2005.

[5] Beyanname Düzenleme Kılavuzu 2008, HUD Yayını, s. 1136, İstanbul 2008.

[6] Levent  DEMİRDAÄz- Dilek SEVİM, Gecikme Zammı ve Gecikme Faizinin Türk Vergi Sistemindeki Yeri ve Önemi, http://archive.ismmmo.org.tr/docs/malicozum/27MaliCozum/06-LeventDemirdag21.doc

[7] ÖZDEMİR, a.g.e, s.54-56 (Söz konusu tablo, bazı deÄŸiÅŸiklik ve eklemelerle tarafımızca yeniden düzenlenmiÅŸtir).