|
|
İkiz Konutlarda Kdv Peçelemesi / Süleyman ASLIİPEK Vergi Denetmeni
1-GİRİŞ
Peçelemede, vergi kanunlarına göre vergilendirme konusu olan iktisadi sonuca, kanunların doğrudan doğruya kapsamadığı bir hukuksal biçimle ulaşılmaya çalışılmaktadır. Bir diğer deyişle, vergilendirilmesi amaçlanan iktisadi sonuç, başka bir hukuksal kılıklandırma altında vergi dışı bırakılmak, yasa bu yoldan dolanılmak istenmektedir. İnşaat sektöründe ikiz konut olarak bilinen, gerçekte bir konut olmasına rağmen tapuda ve faturada birden fazla konut olarak gösterilen konutlardaki indirimli KDV uygulaması bariz bir peçeleme örneği olarak görülmektedir. Söz konusu konutların Katma Değer Vergisi karşısındaki durumu makalemizin konusunu oluşturmaktadır. 2-KDV MÜKELLEFİYETİ VE KONUT TESLİMLERİNDE KDV ORANI
KDVK’nın 2. maddesine göre teslim, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Anılan kanunun 20/1. maddesine göre teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir. Öte yandan söz konusu kanunun 20. maddesi ile belirlenen KDV matrahına uygulanacak oran anılan kanunun 28. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre Katma Değer Vergisi oranını belirlemek üzere Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu da 2002/4480 Sayılı Kararla kendisine verilen yetkiyi kullanmış ve KDV oranlarının aşağıdaki şekilde uygulanmasına karar vermiştir; a) Ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi işlemler için,
3-NET ALAN’IN TANIMI VE HESABI
213 sayılı VUK’un 19. maddesinde, “Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.” hükmü yer almaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10. maddesi hükmü uyarınca katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay mal teslimidir. Teslim ise yine aynı kanunun 2. maddesine göre, tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce devredilmesidir. Bu durumda konut satışlarında vergiyi doğuran olay, müteahhidin konut yada işyerini tamamlayarak bu mal üzerindeki tasarruf hakkını alıcıya devrettiği anda gerçekleşir. Dolayısıyla bir malın tasarruf hakkının maliklere devri olmaksızın katma değer vergisine konu bir olaydan bahsedilemez. Bu aşamada konut sektöründe müteahhitler tarafından inşaat aşamasındayken ister müşterilerin talepleri doğrultusunda ister kendi istekleri doğrultusunda birleştirilen konutların inşaat maliklere teslimi mümkün değildir. Bu sebeple ilgili konutların inşaatın bitimindeki durumları bahis konusu yapılmalıdır. Ayrıca VUK’un 3. maddesine göre, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır. Bir kişinin aldığı ve kullandığı, tapuda ve faturalarda iki adetmiş gibi görünen evlerin iki ayrı konut gibi düşünülmesi de anlamsızdır. Çünkü bu konutların tasarruf hakkının alıcılara geçtiği anda tek bir konut mevcuttur. Yani vergiyi doğuran olayın vukuu bulduğu anda bu konutlar tek bir bağımsız bölümdür. Dolayısıyla katma değer vergisi oranı da birleştirilmiş olan bu tek konutun alanının büyüklüğüne göre tespit edilmelidir. Ancak bazı durumlarda alıcılar aynı katta veya altlı üstlü iki ayrı konut satın almakta ve sonradan içerden birbiri ile birleştirilmektedir. Alım esnasında tamamen bağımsız olan ve sonradan birleştirilebileceği tahmin edilemeyen evlerin m²’ sini önceden tahmin etmek mümkün değildir. Bu nedenle alım esnasında ayrı olan ve gelecekte şekli belli olmayan bu konutlarda o anki durumu esas almak gerektir. Kaldı ki vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği anda iki ayrı bağımsız bölüm vardır. Dolayısıyla her bir bağımsız bölümün ayrı olarak değerlendirilmesi gerekir.
Ancak bir işlemde peçelemenin bulunması o işlemin gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılarak vergilendirilmesine engel değildir. Buna göre iktisadi sonuç, vergi kanunu kapsamındaki doğal ve olağan olarak başvurulması gereken işlemle elde edilmiş olsaydı ne yolda vergilendirilecek idiyse, peçeleme işlemi de o şekilde vergilendirilir. 5- SONUÇ : Son zamanlarda inşaat sektöründe yaşanan sıkı rekabet ve talep daralması inşaat şirketlerini farklı argümanlar, farklı satış stratejileri geliştirmeye zorlamıştır. İşte ikiz konut uygulaması da inşaat şirketlerinin konut müşterilerine uyguladığı bir pazarlama stratejisidir. Gerçekte 150 m²'yi aşan konutlar için, 150 m²’ nin altında iki ayrı bağımsız bölüm gibi yapı ruhsatı alınmakta, tapuda ayrı ayrı bölümler olarak devredilmekte ve faturaları da aynı kişiler adına ayrı ayrı düzenlenmektedir. Bu sayede inşaat şirketleri % 18’lik KDV oranı uygulanacak bir teslim için % 1 KDV oranı uygulamaktadırlar. Ancak konut teslimlerinde katma değer vergisi açısından vergiyi doğuran olay, konut üzerindeki tasarruf hakkının alıcıya devredildiği anda gerçekleşir. Bu aşamada ister müşterilerin talepleri doğrultusunda ister kendi istekleri doğrultusunda birleştirilen konutların inşaat maliklere teslimi mümkün değildir. Dolayısıyla konutların teslim edildiği andaki durumlarının esas alınması gerekir. Ayrıca VUK’un 3. maddesine göre, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır. Bir kişinin aldığı ve kullandığı, tapuda ve faturalarda iki adetmiş gibi görünen evlerin iki ayrı ev gibi düşünülmesi de anlamsızdır. Çünkü bu evlerin tasarruf hakkının alıcılara geçtiği anda tek bir konut mevcuttur. Yani vergiyi doğuran olayın vukuu bulduğu anda bu konutlar tek bir bağımsız bölümdür. Dolayısıyla katma değer vergisi oranı da birleştirilmiş olan bu tek konutun alanının büyüklüğüne göre uygulanmalıdır.
|
![]() |
|
![]() |