|
|
Yurtdışı Çıkış Tahdidi ve 5766 Sayılı Yasa İle Yapılan Değişiklikler
Büyük Yazı Tipi - Küçük Yazı Tipi | Makale yayımlanma tarihi: 09.06.2008 | Toplam Okunma Sayısı: 1791
1.GİRİŞ: Bilindiği üzere mükelleflerin vergi borçları sebebiyle yurtdışına çıkış yasağı konması oldukça sık rastlanan bir uygulamadır. Bu uygulama ile yükümlülerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, vergi gelirlerinin düzenli ve sürekli bir biçimde tahsili, kamu alacağının güvence altına alınması ve tahsilatın hızlandırılması amaçlanmıştır. Bununla ilgili olarak 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 3463 sayılı kanun ile değiştirilen 22. maddesinin birinci fıkrasında; “Yurt dışına çıkmaları; mahkemelerce yasaklananlara, memleketten ayrılmalarında genel güvenlik bakımından mahzur bulunduğu İçişleri Bakanlığınca tespit edilenlere, vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere pasaport veya seyahat vesikası verilmez. Ancak, yabancı memleketlere gitmeleri mahkemelerce yasaklananlar dışında kalanlara, zarurî hallerde İçişleri Bakanının teklifi ve Başbakanın onayı ile pasaport veya pasaport yerine geçen seyahat vesikası verilebilir.” hükmü yer almaktadır. Ancak anayasa mahkemesi 18.10.2007 tarih ve E:2007/4 K:2007/81 sayılı kararıyla söz konusu pasaport kanununun 22. maddesinin birinci fıkrasının “… vergiden borçlu olduğu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirilenlere …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar vermiştir. Diğer yandan bu hükmün iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Buna göre iptal kararı altı aylık sürenin sonu olan 8 Haziran 2008 tarihinde yürürlüğe girmesi gerekmektedir.
18.10.2007 tarih ve E:2007/4 K:2007/81 sayılı Anayasa Mahkemesi kararından hareketle iptal gerekçelerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: 2.1.Yurtdışı Çıkış Yasağının Sınırları Kanunla Çizilmemiştir: Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karar incelendiğinde, kanunda yurtdışı çıkış yasağının uygulanmasında, vergi çeşidi, vergi borcunun cinsi, vadesi, niteliği, tutarı, alt-üst sınırının belirlenmemiş olması eleştiri konusu yapılmıştır. Diğer yandan, resim, harç ya da benzeri mali yükümlülüklerden doğan borçlar için yasak uygulanıp uygulanmayacağı, borcun hangi evresinde yasak talebinde bulunulacağı ve tüm olağan yasa yollarının kullanılarak kesinleşip kesinleşmediği, yargı sürecinde yasak isteminde bulunulup bulunulmayacağı, vergi borçlusu, yasal temsilcilerin ya da müteselsil sorumluların durumu, zamanaşımı, vergi borçlusunu pasaport vermeye yetkili makamlara bildirecek idare, yasağın bildirilme şekli ve süresi ile hangi durumlarda ve kim tarafından kaldırılacağı gibi konularda somut bir tanım, nitelendirme ya da düzenlemeye kanunda yer verilmediği de eleştiri konusu yapılmıştır.
Uygulamada konunun, yasa ile yetki verilmediği halde, Maliye Bakanlığı tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a dayanılarak çıkarılan tahsilat genel tebliğleri ile düzenlendiği, ayrıca bu konuda Gümrük Müsteşarlığı tarafından da tebliğ çıkarıldığı, yurt dışına çıkış yasağına ilişkin ölçütlerin idarenin takdir ve tercihine göre belirlendiği görülmektedir. Vergi borcu bakımından durumları aynı olan kişilerin kimilerine yasak getirilirken kimilerine getirilmemesi de eleştirilmiştir.
Alacaklı amme idaresinin vergi alacağının başka yollarla tahsili için makul girişimlerde bulunup bulunmadığı ve borçlunun ülkeyi terk etmesinin alacağın tahsilini olanaklı kılıp kılmayacağı hususları da tamamıyla idarenin takdir ve tercihine kalmaktadır.
Anayasa Mahkemesi Kararında yasa koyucunun temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması konusunda takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, topluma karşı kimi ödevlerin istenmesinin yerinde olmakla birlikte, bunların ilgili yasalarda gösterilen kurallara bağlı olarak eşit, adil, dengeli olması ve hukuk devleti ilkesinin gereklerine uygun biçimde istenilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Amaç ve araç arasında makul bir ilişkinin bulunmasını, diğer bir deyişle yapılan sınırlamayla, bu sınırlamanın sağladığı yarar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eden ölçülülük ilkesinin göz önünde bulunması gerekmektedir. 2.6.İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesine Aykırılık Sorunu: İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin seyahat ve yurt dışına çıkış özgürlüğüne ilişkin İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin (Riener/Bulgaristan, 27.5.2006 günlü) kararında da, müdahalenin yasal olup olmadığı ve meşru bir amacın gerçekleştirilmesi için demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığının araştırılması gerektiği, yurt dışına çıkış yasağının hukukiliğine ilişkin olarak, yasağın süresi, borcun tutarı, hesaplanması, kesinleşmesi ve zamanaşımı bakımından öngörülebilirliğin ve belirliliğin oranlılık sorunu ile yakından bağlantılı olduğu, vergi tutarının yüksekliği ile sağlanmaya çalışılan kamu yararı arasında bir denge gözetilmesi gerektiği, oranlılık değerlendirmesini içermeyen yasak işleminin Sözleşmeye aykırılık oluşturduğu, keyfiliğe karşı yeterli düzeyde usul güvencesinin yasayla verilip verilmediği, yasağın gerçekleştirilmek istenen amaçla orantılı olmamasının seyahat özgürlüğünün ihlali anlamına geleceği belirtilmiştir.
Anayasa’nın, “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23. maddesinde, herkesin yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmiş, maddenin üçüncü fıkrasında da, vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünün, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabileceği belirtilerek özel sınırlandırma nedenleri gösterilmiştir. Maddeye göre, vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü ancak vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilecektir.
Yurt dışı çıkış yasağında, vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğünü sınırlamanın amacı, vergi borcunun tahsilinin sağlanması, araç ise yurt dışına çıkışın yasaklanmasıdır. Amaç ile araç arasında makul bir ilişkinin bulunduğunun söylenebilmesi için yurt dışına çıkış ile vergi alacağının tahsilinin zorluğu veya olanaksızlığı arasında bağın varlığının aranması gereği açıktır. Yasak, hiçbir koşul öngörmeksizin, hatta vergi borcunun tutarı dahi belirtilmeden, vergi borcunun ödenmemesine bağlı olarak kendiliğinden uygulandığı zaman amaç ile araç arasındaki makul ilişki ve denge ortadan kalkar.
Bu düzenlemelerin başında; - Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. Bu değişikliklerden ilki, amme alacaklarının idare tarafından daha etkin bir şekilde tahsiline yönelik olarak yapılmış olan düzenlemeler oluşturmaktadır. İkincisi ise tecil ve taksitlendirme şartlarında yapılan iyileştirmeler oluşturmaktadır. - Spor kulüplerinin vergi borçlarının yeniden yapılandırılması ve sporculara yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeler oluşturmaktadır. - Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi Kanunu gibi dolaylı vergi kanunlarında yapılan değişiklikler oluşturmaktadır. - Çeşitli vergi kanunlarının uygulanmasına yönelik olarak uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin çözümü noktasında yapılan düzenlemeler gelmektedir.
5766 sayılı Kanunun 5. maddesiyle 6183 sayılı Kanuna 36 ncı maddesinden sonra gelmek üzere Yurt dışı Çıkış Tahdidi” başlıklı aşağıdaki 36/A maddesi eklenmiştir. “Yurt dışı çıkış tahdidi: MADDE 36/A- Devlete ait olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu Kanun hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurt dışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca engellenir. Yurt dışı çıkış tahdidi, yüzbin Yeni Türk Lirası ve üzerinde olan teminat altına alınmamış amme alacağı için uygulanır. Bakanlar Kurulu, bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye ve yeniden kanuni tutarına getirmeye yetkilidir. Amme alacağına karşılık teminat alınması, alacağın tecil edilmesi, borçlunun aciz halinin tespit edilmesi, yargı mercilerince amme alacağının takibinin durdurulmasına karar verilmesi veya takibin kanunen durdurulması gereken diğer hallerde yurt dışı çıkış tahdidi, alacaklı tahsil dairesinin talebi üzerine ilgili makamlarca kaldırılır. Amme borçlusu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış tahdidi, hastalık, iş bağlantısı gibi hallerde alacaklı tahsil dairesinin uygun görmesi ve bildirimi üzerine ilgili makamlar tarafından kaldırılır. Bu fıkraya göre yurt dışı çıkış tahdidinin kaldırılmış olması yeniden tatbikine mani değildir. Amme borçlusuyla birlikte amme alacağının ödenmesinden sorumlu olan ve bu Kanuna göre amme borçlusu sayılan kişiler hakkında da bu maddede yer alan esaslara göre yurt dışı çıkış tahdidi uygulanır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
Bu madde ile vergi borcu nedeniyle yurt dışına çıkışın sınırlanmasına imkan veren Pasaport Kanunu'ndaki iptal edilen hükme göre yürütülen uygulamanın yasal zemini ve sınırları belirlenerek, Anayasa Mahkemesinin ilgili madde hakkındaki kararına ilişkin gerekçeleri doğrultusunda yurt dışına çıkış tahdidine yönelik düzenleme 6183 sayılı Kanunun içine alınmıştır. Bugüne kadar bu konudaki düzenleme 1950'li yıllarda çıkmış olan 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun vergiden borçlu olduğu ilgili makamlara bildirilenlere pasaport verilmez şeklindeki hükmüne dayanmaktaydı. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından 18.10.2007 tarihinde iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının altı ay sonra yürürlüğe girmesini öngörmüştür, altı aylık süre 8 Haziran 2008 tarihinde sona ermektedir.
5.SONUÇ:
|
![]() |
|
![]() |