5811 Sayılı Kanunun Getirdikleri

1.Giriş :

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5811 Sayılı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanun ile gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Amerika Birleşik Devletleri konut piyasasında yaşanan olumsuz gelişmelerle küresel finans piyasalarında uzun zamandan beri görülen istikrar ve likidite bolluğu bozulmaya başlamış olup konut kredilerine ilişkin sorunlar artarak bir finansal krize dönüşmüş ve kriz finansal piyasalardaki etkisini hızlandırmaya başlamıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kriz küresel ekonomiyle bağı olan tüm ülkeleri yakından etkilemekte olup piyasalara duyulan güvensizlik ortamından kaynaklanan ihtiyat güdüsüne dayalı likidite talebinin ulaştığı yaygınlık nedeniyle bütün ülkeleri etkilemeye başlamıştır. Söz konusu ihtiyaten likidite talebine bağlı olarak uluslararası kredi piyasası büyük ölçüde daralmış bulunmaktadır. Bu nedenle finansal kriz reel ekonomileri de etkilemektedir. Yavaşlayan yurt dışı talep gelişmekte olan ülkelerin ihracat performansını etkilerken, azalan sermaye girişleri bu ülkelerde ekonomik canlılığın devamı için risk oluşturmaktadır.

 

 

 

 

Ülkemizde son yıllarda küresel sistem ile ticari ve finansal açıdan önemli ölçüde bütünleşmiş olduğundan, tüm dünyayı sarsan bu dalgalanmanın tamamen dışında kalmak mümkün olmayıp, devam eden küresel sıkıntıların etkilerini asgaride tutabilmek ve riskleri yönetebilmek önem arz etmektedir.

 

 

İhtiyaç sebebi yerine ihtiyat sebebiyle para talebinin yüksek düzeylere çıktığı bu tür finansal kriz dönemlerinde, piyasa aktörleri açısından likidite temin kaynaklarının çeşitlendirilmesi, likiditeye kolay ulaşılabilmesi ve likidite temini konusundaki endişelerin giderilmesine yönelik olarak yapılacak düzenlemeler, piyasalar açısından istikrarın muhafazasını sağlayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

5811 Sayılı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanun ile gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, altın, döviz ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesi, taşınmazları kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılması, sahip olunan söz konusu kıymetlerin banka ve aracı kurumlara yada vergi dairelerine bildirilmek ve cüzi bir oranda vergi ödenmek suretiyle kayda alınması ve yapılan bu beyanlardan hareketle inceleme ve soruşturma yapılmamasını sağlamaktadır. Ayrıca gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin de yurt içinde sahip oldukları varlıkları işletmelerine sermaye olarak koymaları teşvik edilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2.Uygulama Esasları :

 

 

 

 

 

 

 

 

22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanunu’nun 3’üncü maddesinde uygulamaya ilişkin düzenlemeler açıklanmıştır. Buna göre ;

 

 

 

 

 

 

 

 

(1) Gerçek veya tüzel kişilerce, 1/10/2008 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir. Bu kıymetler, 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilebilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz.

 

 

(2) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak 1/10/2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave olunur. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri, taşınmazlar dışındaki varlıklarına ait tutarları banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırırlar, bunlar için ayrıca diğer şartlar aranmaz.

 

 

 

 

(3) Vergi dairelerine birinci fıkraya göre beyan edilen varlıkların değeri üzerinden % 2, ikinci fıkraya göre beyan edilen varlıkların değeri üzerinden % 5 oranında vergi tarhedilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir. Bu fıkraya ve dördüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez.

 

 

 

 

(4) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak % 2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(5) Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır.

 

 

 

 

(6) Beyan edilen varlıklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunun amortismanlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.

 

 

(7) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği veya beyan edildiği halde, 1/10/2008 tarihi itibariyle yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen ve bildirim veya beyanın yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka yada aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla veya ikinci fıkra uyarınca beyanda bulunulduğu halde bilanço esasına göre defter tutmayan mükelleflerce söz konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce ise süresi içinde sermaye artırımında bulunulmaması hallerinde beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz.

 

 

 

 

(8) İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek ve tüzel kişilerin bu madde uyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmeye mecburdurlar.

 

 

 

 

3. Değerlendirme :

 

 

 

 

 

 

5811 sayılı kanun ile yurt dışında bulunan varlıkların ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kanunla Yurt dışında olduğu tevsik edici belgelerle kanıtlanan ve 1/10/2008 tarihi itibariyle sahip olunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 2009 yılı Şubat ayı sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle ( Bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım ve satım değeri) banka veya aracı kurumlara bildirilmesi ya da vergi dairelerine beyan edilmesi ve beyanın yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka yada aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi dolayısıyla herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı, diğer nedenlerle bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı,

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye’de bulunan ancak 1/10/2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 2009 yılı Şubat ayı sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle ( Bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım ve satım değeri) vergi dairelerine beyan edilmesi, bilanço esasına göre defter tutmayan mükelleflerce söz konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılması, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin ise taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açması ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave etmesi hallerinde herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı, diğer nedenlerle bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı belirtilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu kanun kapsamında beyan edilen varlıklar konusunda 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki kanunu’nun 47’nci maddesinin A fıkrası hariç olmak üzere, 2499 Sayılı Kanun, 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamında yer alan suçlar ve kabahatler hakkında beyan edilen varlıklarla sınırlı olarak soruşturma ve kovuşturma yapılmayacağı ve idari para cezaları uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, beyanlarla ilgili olarak her türlü vergi suç ve cezaları, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359’uncu maddesinde yer alan vergi kaçakçılığı suçları ve söz konusu madde ile bağlantılı olarak Türk Ceza Kanunu’nun 282’nci maddesinde yer alan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

Dolayısıyla, yukarıda sayılan kanunlarla bağlantılı Türk Ceza Kanunu’nun 282’nci maddesinde belirtilen suç dışında kalan diğer suçlar kanun kapsamı dışında tutulmuştur. Bu bağlamda güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, zimmet, uyuşturucu ticareti, sahtecilik, insan ticareti, parada sahtecilik, hırsızlık, göçmen kaçakçılığı, rüşvet, yağma(gasp), silahlı ve silahsız suç örgütleriyle ilgili suçlar kanun kapsamında değildir.

 

 

Ayrıca;

.Bankacılık kanunun kapsamındaki fiiller (bankaların parasını zimmete geçirme, kötüye kullanma, bankaların içini boşaltma gibi suçlar)

. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47. maddesinin A fıkrası kapsamındaki suçlar (izinsiz halka arzlar, vatandaşlardan çok ortaklı şirket vaadiyle para toplayanlar)

. Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında yer alan suçlar

. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Kanun kapsamında yer alan silah kaçakçılığı suçları,

 

 

Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

4. Sonuç :

 

 

 

 

 

 

 

 

Küresel ekonomiyle bağı olan tüm ülkeleri yakından etkilemekte olan ve piyasalara duyulan güvensizlik ortamından kaynaklanan, likidite talebinin ulaştığı yaygınlık nedeniyle bütün ülkeleri de etkilemeye başlayan bu kriz ortamında çıkarılan 5811 Sayılı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanunu ile ekonomideki canlılığının devam ettirilmesi, yaşanmakta olan küresel mali krizin ülkemiz açısından en az zararla atlatılabilmesi için önemli bir kaynak sağlanacağı ve işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirileceği düşünülmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*