İhbarın Değerlendirilmesi ve Şekil Şartları ile İhbar İkramiyesi

Bilindiği üzere Türk Vergi Sistemi genel karakteristiği itibariyle beyana dayalı bir vergilendirme öngörür. Buna göre vergilendirmede mükellefin beyanı esas alınmakta ancak buna karşılık, Vergi idaresi tarafından bu beyanların doğruluğu vergi incelemeleri yapmak suretiyle denetlenmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun 134. Maddesinde ifade edildiği üzere vergi incelemesinin amacı, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlanmaktır.

 

 

 

Vergi incelenmesi ile bir taraftan beyan dışı kalan gelirlerin vergilendirilmesi sağlanırken (Vergi incelemesinin gelir etkisi) bir taraftan da mükellefler doğru beyanda bulunmaya yönlendirilmektedir. ( Vergi incelemesinin caydırıcı etkisi)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mükellefler nezdinde yapılacak vergi incelemeleri çeşitli yöntem ve gerekçeler ile başlatılabilmekte ve bu hususlar denetim birimlerinin çalışma planlarında yer almaktadır. İşte vergi incelemelerinin başlatılmasında veya mükellef seçiminde rol oynayan unsurlardan birisi de yapılan ihbarlardır.

 

 

 

Vergi kayıp ve kaçağının tespiti yada önlenmesinde ihbar müessesesinin çok önemli bir yer tutabileceği tartışmasız bir husustur. Bu doğrultuda, ihbar müessesesinin işlemesi açısından, yapılan ihbarların ödül yoluyla teşvik edilmesi gerektiği de açıktır. Esasen, ihbarı sabit görülenlere ihbar ikramiyesi ödenmesi konusunda teşvik edici nitelikte 1905 sayılı “menkul ve gayrimenkul emval ile bunların intifa haklarının ve daimi vergilerin mektumlarını haber verenlere verilecek ikramiye hakkında kanun”da gerekli yasal düzenleme bulunmakla birlikte, uygulamada böyle bir ödül sisteminin varlığı yada detayı yeterince bilinmemekte yada hiç bilinmemektedir.

 

 

 

Yazımızın konusunu ise vergi incelemeleri açısından önemli bir husus olan ihbarlar ve ihbar ikramiyesinin detayları oluşturmaktadır.

 

 

 

 

 

 

1. İhbar İkramiyesine İlişkin Mevzuat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İhbar ve ödül sistemine ilişkin uygulamalar esasen, 31.12.1931 tarih ve 1993 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 1905 sayılı “Menkul ve Gayrimenkul Emval ile Bunların İntifa Haklarının ve Daimi Vergilerin Mektumlarını Haber Verenlere Verilecek İkramiyelere Dair Kanun”a dayanmaktadır. Bu konuda başka herhangi bir yasal düzenleme mevcut olmayıp uygulama, Maliye Bakanlığınca çıkartılmış olan Genel Yazı ve Genelgeler ile Danıştay Kararları çerçevesinde yön bulmaktadır.

 

 

 

Sözkonusu kanunun 6. Maddesi hükmüne göre ihbar ikramiyesi ödenmekte olup kanun maddesi hükmüne göre;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, havyanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları mecmuu üzerinden aşağıdaki nispetler dahilinde ikramiye verilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

500 liraya kadar yüzde 15

 

 

 

 

5.000 liraya kadar, 500 liradan yukarı olan kısım için yüzde 30

15.000 liraya kadar, 5.000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 20

15.000 liradan yukarı olan kısım için yüzde 10

 

 

 

Söz konusu kanunun 6. Madde hükmüne göre ; Bina, arazi ve arsalardan beyan dışı kalanlar ile Gelir, Veraset ve İntikal, Gider ve dahili istihlak ve Damga Vergisi gibi devamlı vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya diğer yollarla gizlenmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misli cezaları toplamı üzerinden maddede belirtilen oranlar üzerinden ihbar ikramiyesi verilmektedir. Ancak madde metnindeki oranların karşılığındaki vergi ve ceza toplamları Türk Lirası cindinden ifade edildiğinden ve % 10’luk dilimin dışında kalan ilk üç dilimin artık uygulama imkanı bulamadığından verilen ihbar ikramiyesinin ihbar sonucu bulunacak vergi ve misil cezalar toplamının ’u şeklinde de ifade edilebilir.

 

 

 

 

Bu oranlara göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kesin olarak tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili sonrasında verilir. Muhbirleri mevcut olup ta tahakkuk işlemi henüz sonuçlandırılmamış olan buna benzer gizleme yapanları haber verenlere de bu maddeye göre ikramiye verilir.

 

 

 

Yine Kanun hükmüne göre tüm maliye memurları ile yazım ve Takdir Komisyonu üyelerine ve tahakkuk işleminde görevli olanlara ikramiye verilmez.

 

 

 

 

 

Kanunun 7. Maddesi ile de önemli bir hüküm getirilmiştir. Buna göre, yukarıya alınan 6. maddedeki vergi kayıplarını açığa çıkarmakta benzerlerine göre olağanüstü hizmeti görülen gelir tahakkuk ve inceleme elemanları bulundukları yörenin en büyük mal memurunun istemi ve Maliye Bakanlığı’nın takdir ve uygun bulması ile misil zamları fazlalarından iki maaş tutarına kadar nakden ödüllendirilebilir.

 

 

 

Kanun metninde geçen daimi vergilerden kastedilen; zaman bakımından süreklilik gösteren ve dolayısıyla devletin sürekli ve belirli zamanlara göre fertlerden devlet gücünü kullanarak aldığı vergilerdir.

 

 

 

1905 sayılı kanunun uygulanabilmesi için, yapılan ihbarın devamlılık arz eden daimi vergilerle ilgili olması gerekir. Dolayısıyla bir defaya mahsus olarak çıkartılan vergiler ve buna bağlı cezalar ikramiye uygulamasında dikkate alınmayacaktır. Fon payı, Gecikme zammı, Gecikme Faizi, genel ve özel usulsüzlük cezası, geçici vergi ve buna bağlı cezalar, bir defaya mahsus olarak yürürlüğe konulan geçici vergiler ve bunlara ilişkin cezalar ikramiye hesabında dikkate alınmayacaktır.

1.2. Haber Verme:

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber verme, diğer bir deyişle ihbar; bir suçun yetkili mercilere bildirilmesidir. İhbarın şekli yazılı veya sözlü olabilir. Sözlü yapılan ihbarın bir tutanakla tespiti gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir suçtan herhangi bir zarar görmediği halde işlenen suçu ait olduğu makam veya memurlara haber veren kimseye de “muhbir” denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haber verme ikramiyesinden söz edilebilmesi için öncelikle bir muhbirin olması yani kendini gizlememesi gerekir. İnceleme bittikten sonra isimsiz ihbar mektuplarına sahip çıkanlara ihbar ikramiyesi ödenmesi söz konusu değildir.

 

 

 

 

 

 

2. Dilekçe Hakkının Kullanılması ve Genel �zartlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

T.C. Anayasasının “Dilekçe Hakkı” başlıklı 74.maddesinde “Vatandaşların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilekçe veya şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve T.B.M.M. ne yazı ile başvurma hakkına sahip olduğu Başvuruların sonucunun dilekçe sahiplerine yazı ile bildirileceği bu hakkın kullanılma biçiminin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmış olup bu doğrultuda 3071 Sayılı ”Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun” çıkartılmıştır.

 

 

 

Kanun’un 4. maddesine göre dilekçelerde dilekçe sahibinin adı, soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerekmektedir. 5. madde de dilekçenin, konuyla ilgili olmayan bir idari makama verilmesi durumunda, bu makam tarafından yetkili bir makama gönderileceği ve ayrıca dilekçe sahibine de haber verileceği belirtilmiştir. Aynı kanunun 6. maddesinde ise,

 

 

 

– Belli bir konuyu ihtiva etmeyen,

 

 

 

 

– Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan,

– 4. madde de yer alan şartlardan herhangi birini taşımayan dilekçelerin incelenemeyeceği hükme bağlanmıştır.

 

 

 

Usulüne uygun olarak yapılan başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç iki ay içinde cevap verileceği işlem safahatının duyurulması halinde alınan sonucun ayrıca bildirileceği 7.madde de yer almaktadır.

 

 

 

 

 

Vergi incelemelerine yönelik vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine ilişkin ihbarın ne şekilde işleme tabi tutulacağı ve bu konuda ne gibi işlemlerin yapılması gerektiği, konusunda bazı Genel Yazı ve Genelgelerle uygulamaya yönelik ilkeler belirlenmiş bulunmaktadır.

 

 

 

2.1 İhbarın Yapılacağı Makam ve İhbarın �zekil �zartları

 

 

 

 

 

 

 

 

İhbarın yazılı olarak yapılması genel kuraldır ancak sözlü olarak yapılan ihbarlar da, ihbarın yapıldığı ilgililerce tutanağa geçirilerek muhbire imzalatıldıktan sonra işleme konulur. İhbar her zaman yapılabilir. Ancak ihbar edilen vergi konularının tarh zamanaşımı (5 yıl) içinde yapılması gerekmektedir.

 

 

 

Adı soyadı, imzası ile iş veya ikametgah adresi bulunmayan veya yanlış isim ve adres bulunan ihbar ve şikayet konusu dilekçeler işleme konulmaz ancak bu tarzda yapılan ihbar veya şikayet konusu dilekçelere inandırıcı mahiyette, olayla ilgili yeterli bilgi ve belgeler eklenmiş ise herhangi bir işlem yapıp yapmama hususu , bu dilekçelerin gönderildiği makamın takdirinde olacaktır.

 

 

 

Muhbirin ismi kesinlikle saklı tutulur ve hiçbir şekilde açıklanmaz İhbar, Maliye Bakanlığı’na, Denetim Birimlerine, Vergi Dairesi Başkanlıkları’na Defterdarlıklara, Vergi Daireleri ve Mal Müdürlüklerine yapılabilir. Vergi ile ilgili ihbarlar, diğer resmi kurumlara yapılırsa, ilgililerce vergi idaresine intikal ettirilir.

 

 

 

T.B.M.M. ve Cumhurbaşkanlığı’nca doğrudan veya Başbakanlık kanalıyla Maliye Bakanlığı’na intikal ettirilen ihbar, şikayet ve müracaatlar süratle incelemeye tabi tutularak gereği yapılır. (1990/1 sıra no’lu İhbarlar �zubesi İç Genelgesi)

2.2 Muhbirde Aranacak �zartlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Her muhbire ihbar ikramiyesi ödenmez, ihbar ikramiyesinin ödenebilmesi için; muhbir kendini gizlememelidir. İhbarı yapan şahsın vergi incelemesine başlamadan veya inceleme sırasında gerek görülürse inceleme elemanı ile temasa geçmesi ve gerekli bilgileri vermesi gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İsimsiz ihbarlar da muhbir, vergi incelemesi bitmeden ortaya çıkmış olmalıdır. İnceleme bittikten sonra isimsiz ihbar mektuplarına sahip çıkanlara, 1905 Sayılı Kanun hükümlerine göre, ikramiye ödenmesine olanak yoktur. İhbarda bulunan, inceleme bitmeden önce ihbarından vazgeçmemelidir. İnceleme başlamadan veya incelemenin herhangi bir safhasında ihbarından vazgeçtiğini bildiren muhbire ikramiye ödenmez.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhbirin vergi kaçırmaya dahil olup olmamasının önemi yoktur. Mükellefin vergi kaçırmakta olduğunu bilen ve delilleriyle bu kaçakçılığı haber veren muhbirlere ikramiye ödenmesi diğer şartların mevcudiyeti halinde mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aynı konuda veya aynı mükellef hakkında birden fazla muhbir olursa ihbar konuları ile matrah farkları arasındaki illiyet aranır. Her ihbarda illiyet mevcutsa bu defa (Resmi kayıtlara geçiş tarihi itibari ile) önce ihbarda bulunana ikramiye ödenir. Ancak ihbar konuları farklı ise ikramiye talepleri ayrı ayrı değerlendirilecektir.

 

 

 

 

 

1.3 İhbar Konusunda Aranacak �zartlar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir muhbir tarafından, herhangi bir mükellef hakkında vergi kaçakçılığına ilişkin olarak yapılan ihbarın somut olaylara ve delillere dayanması gerekir. Bir başka anlatımla, ihbar konuları ile vergi incelemesi sonunda bulunan matrah farkları arasında bir illiyet olmalıdır. Herhangi bir mükellef veya mükellef grubu hakkında ihbarda bulunup verginin hangi şekilde kaçırıldığının açıklanmaması; somut olaylar gösterilmemesi ve deliller verilmemesi hallerinde muhbire ikramiye ödenmez.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhbirin Devlete ait daimi vergilerden çeşitli suretlerle gizlenmiş olanları ihbar etmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte şikayet edilen mükellef hakkında; “Büyük miktarda vergi kaçırdığını öğrenmiş bulunmaktayım”, “naylon Fatura kullanmaktadır.”, “Tek düzen hesap planına uymamaktadır.”, “Beyannamelerinde düşük kazanç beyan etmektedir” gibi soyut genel ifadeler içeren, zan ve tahmine dayanan, olayla ilgili yeterli bilgi ve belge içermeyen, ihbar veya şikayet konusu dilekçeler işleme konulmayıp (inceleme konusu yapılmayıp) saklıya alınabilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3. Vergi İdaresi ve İnceleme Elemanlarınca İhbar Konusunda Yapılması Gerekenler

 

 

 

 

3.1 İnceleme Öncesinde Muhbir Hakkında Yapılması Gerekenler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhbiri belli olan ihbarlarda, ihbarı inceleme ile görevlendirilecek yetkili inceleme elemanı, önce muhbiri davet ederek ihbar mektup veya dilekçesinin kendisine ait olup olmadığını soracak ve tutacağı tutanak ile Vergi Ziyaı’na ilişkin olay ve delillerin neler olduğunu açıkça saptayacaktır. Muhbir tarafından ortaya konulan olay ve deliller vergi incelemesi için yeterli görüldüğü takdirde vergi incelemesine başlanacaktır. İleri sürülen olaylar ve ibraz edilen deliller vergi incelemesi için yeterli olmadığı kanaatine varan vergi inceleme elemanları sebeplerini ve ihbar hakkındaki kanaatlerini de belirtmek suretiyle bağlı oldukları makama ihbarın incelenmesinde bir fayda görmediklerini bildireceklerdir. İnceleme elemanının görüşüne iştirak edildiği takdirde, ihbar dilekçesi hıfzedilecek, aksi halde vergi incelemesine başlanılacaktır. İhbar dilekçesinin hıfzedilmesi nedenleri veya incelemeye alınması halinde inceleme neticeleri muhbirin adresine bir yazı ile bildirilecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

İhbar dilekçesinde isim olmaması bildirilen adreste muhbirin bulunmaması veya dilekçede görülen kimsenin, ihbarın kendisine ait olmadığını ileri sürmesi hallerinde inceleme elemanı, ihbar dilekçesinde ileri sürülen olay ve delillerin vergi incelemesi için yeterli olup olmadığını araştıracak, incelemeye başlamadan düşüncelerinin belirtmek suretiyle durumu bağlı olduğu makama bildirecektir. İnceleme elemanının bağlı olduğu makamca incelenmesine lüzum gösterilen bu tür ihbarlar vergi incelemesine konu olacak, aksi halde hıfzı sağlanacaktır.

 

 

 

 

 

3.2 İnceleme Sonrasında İnceleme Elemanı Tarafından Yapılması Gereken İşlemler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapılan inceleme sonucu düzenlenen Vergi İnceleme Raporları dışında, inceleme elemanınca ihbar ikramiyesinin ödenmesiyle ilgili bir görüş raporu düzenlenir. Söz konusu raporda;

 

 

 

-Muhbire ikramiye ödenip ödenmeyeceği,

-İkramiye ödenecek ise sebepleri,

-İkramiye ödenecek ise bulunan matrah farkı ile ihbar konuları arasındaki illiyetin açıklanması ve ikramiyeye esas matrah farkının belirtilmesi gerekir.

 

 

 

Anılan raporda ayrıca, ikramiyenin kesin tahakkuk safhasında ödenip ödenmeyeceği, ödenmeyecekse nedenlerinin açıklanması, muhbir birden fazlaysa ikramiyenin kime ne miktarda verileceğinin belirtilmesi ve rapora ihbar tutanağı veya mektubunun eklenmesi gerekmektedir.

 

 

 

 

 

3.3 İnceleme Sonrasında İdare Tarafından Yapılması Gereken İşlemler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İdari aşamada yazışmaları takip ve koordine eden birim Denetim Grup Müdürlüğü içerisinde yer alan ”İhbar ve Şikayet Değerlendirme Müdürlüğü”dür. Sözkonusu görüş raporuna istinaden Denetim Grup Müdürlüğü’nce, incelemesi yapılan mükellefin bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden, Vergi İnceleme Raporlarına göre tahakkuk eden vergi ve vergi aslına bağlı cezalar baz alınarak ”İhbar ikramiyesi Hesap ve Tespit Çizelgesi” düzenlenmesi istenir. (Vergi ve cezaların ihtilafsız olarak tahsil edilmiş olduğu varsayımı altında)

 

 

 

Bu çizelge , görüş raporu ve ilgili yazı Gelir İdaresi Başkanlığı’na gönderilir. Başkanlık gerekli incelemeyi yaptıktan sonra ikramiye ödenip ödenmeyeceği konusunu karara bağlar. Sonuç olumsuz ise durum bir yazı ile gerekçeli olarak muhbire bildirilir. Olumlu ise Gelir İdaresi Başkanlığı söz konusu ödeneği Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğüne gönderir. Asıl olan, ödeneğin, İhbar edilen mükellefin bağlı olduğu Vergi Dairesinin bulunduğu yerdeki Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğüne veya Mal Müdürlüğüne gönderilmesidir. Ancak söz konusu ödeneğin muhbirin ikametgahının bulunduğu yerdeki Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğüne veya Mal Müdürlüğüne gönderilmesi de mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muhbirin ikramiye alabilmesi için; Maliye memuru, Takdir Komisyonu üyesi veya tahakkuk işleminde görevli olmadığına dair mahalle muhtarından bir belge alması gerekir. Ödeme bu belge görüldükten sonra yapılır.

 

 

 

İkramiyenin ödenmesi sırasında 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye kanununun 93. Maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin göz önünde bulundurulması gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3.4 İhbar İkramiyesi Alamayacak Olan Kişiler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1905 Sayılı Kanuna göre; Bilimum mal memurları yani Maliye Bakanlığının Merkez ve Taşra Teşkilatı memurlarının tamamı (Kadrosu Maliye Bakanlığına ait bütün memurlar.) ile Takdir komisyonu üyeleri ve tahakkuk işleminde görevli olan memurlar dışında herkes ihbar ikramiyesi alabilir.

 

 

 

Görüldüğü üzere kanun tüm devlet memurlarına değil, sadece belirli görevlerde bulunanlara ikramiye verilmeyeceğini öngörmüştür. Söz konusu kanun hükmünde ikramiye verilemeyeceği belirtilen kişilere bakıldığında bu kişilerin mali görevleri arasında esasen vergi kaçakçılığını da tespit ve bildirme görevi olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

 

Zira bütün Bakanlıkların ve bağlı Genel müdürlüklerin denetimelemanları teftiş ve murakabe ettikleri ünite işlemlerin gerçek durumunu ortaya koymak, aksaklıkları ve uygulama ile ilgili suçları ilgili daireye haber vermek zorundadırlar.

 

 

 

Ancak, vergi suçları, vergi hukukumuzda resen takibi gerekli suç olarak nitelendirilmediğinden, görevli Maliye memurları dışında kalan diğer Devlet memurlarının görevlerinin sürdürülmesi sırasında öğrendikleri vergi suçlarını yetkili makamlara bildirmek zorunda değildir. Kaldı ki görevli Maliye memurlarının gelirlerin tahakkuk ve takibindeki olağanüstü hizmetleri dolayısıyla ödüllendirilecekleri kanunun 7. maddesinde açıkça ifade edilmiştir.

 

 

 

Bu nedenle, bütün mal memurları ve vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlarda görev alanlar ile tahakkuk işleminde görevli bulunanlar dışında kalan tüm Devlet memurlarına ve Devlet memuru olmayan kişilere saklanmış vergileri ihbar ederek ortaya çıkarmaları ve şartların gerçekleşmesi halinde 1905 Sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca ihbar ikramiyesi verilmesi gerekir.

 

 

 

Örneğin, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde çalışan bir polis memuru, Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda çalışan bir öğretmen yaptığı ihbar sonucu ihbar ikramiyesi alabildiği gibi ihbarda bulunulan kişi ve kuruluşun muhasebecisi, ortağı veya yöneticisi de ihbar ikramiyesi alabilir. Buna karşılık bir vergi dairesinde çalışan memura yaptığı ihbar dolayısıyla ikramiye verilmez.

 

 

 

Uygulamada genellikle menfaatleri zedelenen bir işçinin veya memurun işvereni, muhasebecinin defterini tuttuğu mükellefi, ayrılan sevgililerin veya boşanan çiftlerin birbirini, aynı mesleğe mensup veya komşu iki kişi veya kuruluşun birbirini ihbar ettikleri gözlenmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4-İhbar İkramiyesinin Vergilendirilmesi:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alınan ihbar ikramiyesi Gelir veya Kurumlar vergisinde bulunmamaktadır. Bunun nedeni, Kurumlar Vergisi kanunu ve bu kanunun atıfta bulunduğu Gelir Vergisi kanunun 2. Maddesinde sayılan yedi gelir unsuru arasına “İhbar İkramiyeleri” ni dahil edebilme olanağının olmayışıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İhbar ikramiyesi üzerinden sadece Veraset ve İntikal Vergisi alınır.

 

 

 

İhbar ikramiyelerinde ihbarın ivaz sayılıp sayılmayacağı ve bu nedenle de Veraset ve İntikal Vergisine tabi olup olmayacağı dava konusu olmuş ve Danıştay Onbirinci Dairesinin A.1972/653 K.1972/2499 sayı ve ll.10.1972 günlü kararında yapılan vergi ihbarından dolayı 1905 sayılı kanun uyarınca alınan ikramiyenin Veraset ve İntikal Vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

 

 

 

Söz konusu Danıştay Kararında “İhbar; ikramiyeye hak kazanmanın ön şartıdır. Ancak verginin kesin olarak tahakkukundan sonra ikramiye ödeneceğinden her ihbar ikramiye kazandırmayacağı gibi kazandırsa da hiç bir fikri veya bedeni çabayı gerektirmeyen ihbar ile ödenecek meblağ arasında aşikar bir nispetsizlik meydana geleceği açıktır. Gerçekten, ihbar kanunen yüklenen bir sorumluluk olmayıp şahsın tamamen kendi rızası ile yaptığı bir harekettir. Asılsız bir ihbar sonucu doğacak bir sorumluluk ise-ivaz-niteliği kazandırmaz. Bu nedenle muhbir ikramiyelerinin akdi ilişkilerdeki ivaz ile hiç bir ilgisinin bulunmadığının ve ödenen ikramiyenin ivazsız bir intikal olduğunun kabulü gerekir” görüşüne yer verilmiştir.

 

 

 

 

 

SONUÇ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uygulamada vergi kayıp ve kaçağı ile ilgili olarak çok sayıda ihbar, şikayet ve müracaat dilekçeleri verilmektedir. Bir taraftan ihbar ve şikayete konu olan kişilerin haklarının korunabilmesi, diğer taraftan vergi kayıp ve kaçağının önlenebilmesi açısından mevzuat çerçevesinde ön değerlendirmeye tabi tutulması son derece önemlidir.

 

 

 

Özellikle söz konusu mevzuatta öngörülen dilekçe sahibinin adı, soyadı, imzası ile iş veya ikametgah adresi gibi bilgilerin dilekçede yer almasına ilişkin şekil şartlarının mutlaka aranması gerekmektedir. Zira bu tür başvuruların çoğunda bu bilgiler eksik bulunmakta yada hayali isimler yer almaktadır. Bununla birlikte ihbar ikramiyesi elde etmek amacıyla ihbar müessesesini meslek haline getirmiş olan kötü niyetli kişilerin yapmış oldukları ihbarlarında idare tarafından iyi irdelenmesi ve ihbar müessesesinin amacı dışında kötü maksatlı olarak kullanılmasının önüne geçilecek crzai müeyyidelerin uygulamaya konulması son derece önemlidir. Şekil şartlarını taşımayan yada somut bilgiler içermeyen ihbar ve şikayetler hem yetkili makamları gereksiz yere meşgul etmekte hem de dürüst mükellefleri rencide etmektedir. Ayrıca ihbar müessesesini meslek haline getiren bu tür kötü niyetli kişilerin ihbar ikramiyesi geliri elde etmek için yapmış oldukları ihbarların değerlendirilmesinde ihbarı yapan kişinin maksadının da tam olarak ortaya konulması yapılacak incelemenin verimliliği ve incelenecek mükellefin ticari kariyeri açısından son derece önem arz etmektedir.

 

 

 

Şekil şartlarını taşıyan ciddi ve somut bilgiler içeren ihbar ve şikayetler ise beyanları gerçek durumu yansıtmayan mükelleflerin incelenmesini ve gerçek matrahları üzerinden vergilendirilmelerini sağlamaktadır. Bu suretle mükellefler arasındaki vergi ödememekten kaynaklanan haksız rekabet bir nebze de olsa önlenebilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*