Ödeme Emri Tebliği ve Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

1- Ödeme Emri ile İlgili Düzenlemeler

Vadesinde ödenmeyen amme alacağının takibine tahsil dairesince ödeme emri gönderilerek başlanır. Haciz işleminden önce, vadesinde ödenmeyen alacakların yükümlülere ödeme emri tebliğ edilmesi gerekmektedir[1]. Diğer bir ifade ile amme idaresi kendi kanunlarında belirtilen vade bitiminden sonra vergi borçlarını ödemeyen yükümlülerden vadesinde ödemedikleri vergi borçlarını ödemeleri ödeme emri gönderilmek suretiyle talep edilir.

Ödeme emri çıkartılmadan mükelleflerin amme borçlarını banka ve saymanlıklar aracılığıyla ödemiş olabilecekleri göz önünde tutularak vade tarihinin rastladığı ayı takip eden ayın 15’inci günü akşamına kadar beklenir. Ödeme emri, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödeme veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bildirilmesidir.

Ödeme emri şekle bağlı hukuksal bir işlemdir. Ödeme emri ile cebri takibat başlatılacağından kurallara uygun olarak tebliğ edilmesi gerekir. Amme idaresince düzenlenen Takipli Alacaklar Ortak Formu; Takip Yaprağı ve Ödeme Emri olmak üzere 2 nüshadır. Takip yaprağı mükellefin borç ve ödemelerini gösteren ve amme idaresinde kalan nüshasıdır. Ödeme emri ise mükellefe borcunun durumunu bildiren ve ödenmesi için talimat içeren bir belgedir. Bu belge icrai takibatın başlatılması için borçluya mutlak surette tebliği gerekir. Belirtilen hukuksal şekil şartlarına uymayan ödeme emirleri bir davet mektubu olarak telakki edilmesi gerekir ve bu şekilde işlem görür.

Ödeme Emrinin Muhtevası

Cebri takibatın ilk ve en önemli ayağını oluşturan ödeme emrinin geçerli olabilmesi ve hukuksal nitelik arz etmesi için şekil ve tebliğ şartlarına uygun olmalıdır. Buna göre aşağıdaki bilgilerin Ödeme Emrinde yer alması gerekir. (Md.55/2)

§ Borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları,

§ Nereye ödeneceği,

§ Müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı,

§ Gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı,

§ Borçlunun 114’üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza,

Bu asgari bilgiler yanında;

§ Mükellefin adı Soyadı veya Unvanı, Adresi, Vergi Numarası, Takip Numarası,

§ Dönemi ve taksiti,

§ Vergi Türü,

§ Vadesi,

§ Tutarı,

§ Kesinleşen Gecikme Zammı gibi bilgilerin yer alması gerekir.

Ödeme Emrine İtiraz

Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu[2]nezdinde itirazda bulunabilir.

Genel olarak Vergi Mahkemelerinde dava açma süresi 30 gündür. İdare Mahkemelerinde ise bu süre 60 gündür.

2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkında Kanunun 6’ıncı maddesine göre;

Vergi Mahkemeleri :

a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,

b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,

c) Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler.

Buna göre vergi, resim ve harçlara ilişkin amme alacaklarına münhasır ödeme emirlerine itiraz, vergi mahkemelerine; diğer amme alacaklarında ise idare mahkemelerine yapılacaktır. Ancak bu genel düzenlemelere rağmen ödeme emrine açılacak davalarda bu süre daha az öngörülmüştür. Bu sürenin 7 gün olduğu dikkate alındığında mükelleflerin ihtilafın hemen başında dava açmalarını gerekmektedir. İktisadi faaliyette bulunan mükelleflerin her zaman yurtdışında veya şehir dışında olmaları muhtemeldir. Bunun gibi nedenler de dikkate alındığında bu sınırlı sürenin de genel dava açma süresi ile aynı tutulmasında fayda vardır.

Ödeme emirlerine karşı dava açma süresi, 6183 sayılı kanunun 58’nci maddesinde 7 gün ile sınırlandırılmıştır. Bu süre, hak düşürücü süre niteliğindedir. Ödeme emri, Vergi Usul Kanunu’na göre yapılan veya tanzim olunan bir işlem olmadığından, hata ile malul olması durumunda dahi, aynı kanunun “düzeltme” hükümlerine konu edilemez. Ödeme emrinin hata ile malul olması veya hukuka aykırı olması halinde, tek hukuksal başvuru yolu dava açmaktır.[3]

İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı % 10 zamla tahsil edilir. Mükelleflerin kendilerine tebliğ olunan ödeme emrine hukuki dayanak ileri sürülmeksizin açılacak davaların önünü kesmek ve vergi mahkemelerinin iş yükünü ağırlaştırmamak için böyle bir zam öngörmüştür. Bu zammın 6183 sayılı Kanun kapsamındaki Gecikme Zammı ve 53’uncu madde hükmünde geçen Köylerde Gecikme Zammı ile karıştırmamak gerekir. Bu zammı bir ceza mahiyetinde değerlendirmek daha doğru olur.

Borcun tamamına bu madde gereğince vaki itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir. Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vaki itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz (Md.58). Görüleceği üzere ödeme emrine itirazın yapılması halinde geçerli bir mazeret olması halinde bu borç tahsil edilmeyerek takip durdurulur. Ödeme emirlerine karşı açılacak davalarda kullanılabilecek iddialar sınırlıdır.

Tarhiyata ilişkin olarak tartışılabilecek veya yorum konusu olabilecek hususlar, ödeme emrine karşı açılacak davada iddia olarak ileri sürülemezler. Kanuna göre ödeme emrine karşı açılacak davalarda itirazlar ancak borcun bulunmadığı yahut zamanaşımına uğradığı veya ödendiği şeklindeki iddialara dayanılarak açılabilir. Çıkarılan ödeme emrinde yazılı borçlardan bir kısmına da itiraz etmek mümkündür. Ancak borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın kapsam ve miktarını, dilekçesinde açıkça göstermesi gerekir. Aksi halde, itiraz etmemiş sayılır.[4]

İtiraz Sebepleri,

· Alacağın tamamen tahsil olunması (tamamen tahsil),

· Alacağa ait tahakkukun Silinmesi (terkin),

· Alacağın önceden tamamen ödenmiş olmasına rağmen takibe yanlış alındığının anlaşılması (hata) hallerinden birinin veya birkaçının bulunması halinde borç tamamen kapanır. Bu işlem üzerine amme idaresi “Takipten Kaldırılan Alacaklar Bordrosu” düzenler.

Ödeme Emri Tebliğine İstinaden Yapılan Mal Bildirimi

Mal bildirimi, borçlunun gerek kendisinde, gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın, nev’ini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirlerini veya haczi kabil mal veya geliri bulunmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesidir.

Madde hükmüne göre asıl olan borcu karşılayacak miktarda mal bildiriminde bulunmaktır. Mal bildirimi servet beyanı olmadığından, borcuna yetecek miktarda mal bildiren amme borçlusunun daha fazlasını bildirmeğe zorlanması mümkün değildir.

Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu 7 gün içinde borcunu ödemek veya mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir. Mal bildirimi mutlaka bir malın bildirilmesini ifade etmez. Haczi kabil malı olmayan borçluların malları olmadığını bildirmeleri de mal bildirimi hükmündedir.

Tahsil dairesince mal bildirimindeki malların borcu karşılayamayacağına veya haciz ve satışının çok güç olacağına kanaat getirilmesi halinde, borçludan ilave bildirimde bulunması istenebilecektir. Borçludan ilave mal bildirimi isteği, ikinci bir ödeme emri marifetiyle yapılmayıp, yazılı veya sözlü yapılması lazımdır. Hazırlanan yazının ilgiliye tebliğ edilmesi, sözlü taleplerde de durumun bir tutanakla tespit edilmesi, ileride gerektiği takdirde, borçlunun gerçeğe aykırı bildirimde bulunması sebebiyle cezai sorumluluğuna başvurulabilmesi için gereklidir.

6183 sayılı Kanunun 111 inci maddesindeki cezalar; kasten gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlarla, bildirilen malları borca yetmediği veya haciz ya da satışının çok güç olması nedeniyle ilave mal bildiriminde bulunması uyarısına rağmen, başka malı olduğu halde eksik bildirimde bulunanlara ve geçim kaynağı ve buna bağlı yaşayış tarzı bildirimlerini gerçeğe aykırı bir şekilde yapmış olanlara yönelik olarak düzenlenmiştir. Borçlunun; başkasının mallarını kendi malı olarak bildirmesi veya bildirdiği mallar üzerinde üçüncü şahısların haklarını da aynı zamanda bildirmemesi, malı olduğu halde beyan ettiğinden başka malları olmadığını bildirmesi gibi haller, borçlunun gerçeğe aykırı bildirim yaptığı hususundaki kastının karinesidir.

Mal bildirimine yazılan; borcun belirli bir süre içinde veya taksitle ödeneceği yahut hiç bir şekilde ödenmeyeceği yönündeki cevap ve beyanlar tahsil dairesini bağlamayacaktır. Mal bildirimine bu şekilde cevap verenlerin durumlarının tahsil dairelerince tetkik edilmesi ve bu beyanlara aykırı kanaatler edinildiği takdirde, borçlunun beyanları ile bağlı kalınmayarak tespit edilecek mallarının haciz ve satışı suretiyle amme alacağının tahsilinin sağlanması gerekir.

2- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

ü Vergi Dairesine Başvurulması, Ödeme Emrine Karşı Dava Açma Süresini Etkilemez[5]

Ödeme emrinin tebliği üzerine vergi idaresine başvurulmasının, ödeme emrine karşı dava açılabilmesi için geçerli ve yedi gün olan dava açma süresini etkilemeyecektir.

ü Ödeme emrinin iptali üzerine yurt dışı çıkış yasağının kaldırılıp kaldırılmayacağı[6]

Devlete ait olup 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamına giren amme alacakları ile bunlara ait zam ve cezalarını ödeme emrinin tebliğ tarihini takip eden yedi gün içerisinde ödemeyen ya da bu Kanun hükümleri uyarınca hakkında bu alacaklar nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınan amme borçlusunun yurt dışına çıkışı, alacaklı tahsil dairesinin talebi halinde ilgili makamlarca engellenir.

Genel olarak ödeme emri iptalinin (borcun ödenmiş olması veya ilgilinin vergi borçlusu olmadığının hukuki ve maddi sebeplerle tespiti gibi haller hariç olmak üzere) kanuni temsilci ve ortağın vergi borçlusu sıfatını ortadan kaldıran bir etkisi olmamaktadır. Ödeme emirlerinin tebligat ve şekil hataları nedeniyle iptal edilmesi durumunda amme borçlusu sıfatı devam ettiğinden bu sıfatın hukuki sonuçları bağlamında bulunan yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması gerekmeyecektir.

ü Ödeme Emrinin İçeriğinde Dava Açma Süresinin Özellikle Belirtilmesi Gerektiği Hakkında[7]

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Hakkındaki Kanunda yer alan dava açma sureleri ve bunlara ilişkin diğer özel düzenlemeler dikkate alındığında, son derece karışık olan mevzuat karsısında bireylerin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından öngörülen zorunluluğa uyulmadığını göstermekte, dolayısıyla, Anayasanın 36 nci maddesinde öngörülen hak arama hürriyetini sınırlayıcı bir sonuç doğurmakta ve Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunmasını düzenleyen 40. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

Bu nedenle, özel yasasında yer alan düzenleme gereği tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açılması gereken ödeme emirlerinin içeriğinde, bu bilgiye yer verilmemiş olduğundan, bu ödeme emirlerine karşı açılan davada, anılan Anayasa hükmü karşısında dava açma suresinin geçirildiğinden söz edilmesine olanak bulunmamaktadır.

ü Ödeme emri gönderilmeden 6183 sayılı kanun’un 55. Maddesi uyarınca haciz işleminin yapılamayacağı hk[8]

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 54. maddesinde; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunulabileceği, 62. maddesinde; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükme bağlanmıştır.
Bu maddelerin incelenmesinden, alacağın cebri icra yoluyla tahsiline ödeme emrinin tebliği ile başlanacağı, yukarıda anılan Kanunun 55. maddesinin gereği olarak haciz işleminin tatbiki için öncelikle borçluya ödeme emri gönderilmesi gerektiği sonucu çıkmaktadır.

KAYNAKLAR

1- Muharrem ÖZDEMİR. Vergi Denetmeni. Haciz ve İstihkak İddiası. www.alomaliye.com. 02 �zubat 2006

2- Muharrem ÖZDEMİR- Ahmet GÜZEL. Vergi Denetmeni. Amme Alacakları Tahsil Usul ve Esasları. 2007 Nobel Yayınevi. 1 Baskı

3- Muharrem ÖZDEMİR Vergi Denetmeni. Mal Araştırması. www.alomaliye.com. 11 �zubat 2006


[1] Danıştay 4.Dairesinin 03.03.1999 tarih ve 1998/4786 Esas No,1999/813 Karar No

[2]06.01.1982 tarih 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemesi, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 13.maddesine göre Vergi İtiraz Komisyonu deyiminden Vergi Mahkemesinin anlaşılması gerekir.

[3]Dr.DOĞRUSÖZ, Bumin.Haksız Çıkma Tazminatı ve Vergi Barışı. 17.04.2003 tarihli Dünya Gazetesi

[4]Dr.DOĞRUSÖZ, Bumin.a.g.m

[5]Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 20.06.2008 tarih ve Esas No : 2008/124, Karar No : 2008/372

[6]İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Tahsilat Grup Müdürlüğünün 16.02.2007 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.20.01/294–385 sayılı özelgesi

[7]Danıştay 4.dairesinin 13.11.2006 tarih ve 2005/2134, 2006/2156 kararı

[8]Danıştay 9.Dairesinin 21/11/2006 tarih ve E:2006/2331, 2006/4730 kararı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*