Tasfiye Edilen Şirketler Varlık Barışından Nasıl Faydalanacaklar ?

1.GİRİŞ: 5811 sayılı “Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ile gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini amaçlanmıştır. Söz konusu kanundan yazımızın ilerleyen bölümlerinde kısaca “Varlık Barışı Kanunu”olarak bahsedilecektir.

Bilindiği gibi en son varlık barışı kanuna benzer bir şekilde 2003 yılında 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu uygulamaya girmişti. Beş yıl aradan sonra bugün de 5811 sayılı Varlık Barışı [1] Kanunu uygulamada. Bu iki kanun arasındaki en temel farklardan birisi de sahte belge düzenleyenler ile ilgili olarak 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu’nun 14. maddesinde vergi barışından yararlanamayacakları konusunda açık hüküm varken 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu’nda böyle bir hüküm bulunmamasıdır. Hatta 1 Seri Nolu Varlık Barışı Genel Tebliği’nin “Bildirim ve Beyanın Vergi İncelemesi Karşısındaki Durumu”başlıklı 5. bendine göre sahte belge düzenleyenler Varlık Barışı Kanunu’ndan yararlanabilirken, sahte belge kullananlar Varlık Barışı Kanunu’ndan yararlanamıyordu. [2]

Ancak 5917 sayılı kanunun [3] 44 ve 45. maddeleri ile 5811 sayılı kanunun bazı maddeleri değiştirilmiştir. Ayrıca aynı kanunun 46. maddesi ile 5811 sayılı kanuna Geçici 3 ve 4. maddeler eklenmiştir. Sözkonusu maddeler ile yapılan değişiklikler sonucunda sahte belge kullanımı (KDV indirimi reddi) nedeniyle ortaya çıkan vergi farkları da varlık barışı kapsamına alınarak sahte belge düzenleyenler lehine olan avantajlı durum ortadan kaldırılmıştır. [4]

Bu yazımızda tasfiye olmuş sermaye şirketlerinin varlık barışından nasıl yararlanabileceği konusu işlenecektir. Bu konuya geçmeden önce anonim şirketler ile limited şirketlerin infisahı ve tasfiyesi ile ilgili genel açıklamalar yapılacaktır.

2. ANONİM ŞİRKETLERİN İNFİSAHI VE TASFİYESİ:

2.1. Anonim Şirketlerin İnfisah Sebepleri:

Türk Ticaret Kanunu’nun 434. maddesinde anonim şirketlerin aşağıdaki sebeplerden biri ile münfesih olacağı hüküm altına alınmıştır.

1. Ana sözleşmede belirlenen müddetin sona ermesi,

2. Şirket maksadına ulaşılması veya ulaşılmasının imkansızlığı,

3. Şirket sermayesinin üçte ikisinin kaybı,

4. Pay sahiplerinin beş kişiden aşağıya düşmesi,

5. Şirket alacaklılarının 436. maddeye göre talepte bulunması,

6. Esas mukavelede bir fesih sebebi tayin edilmiş ise onun gerçekleşmesi,

7. Şirketin diğer bir şirketle birleşmesi,

8. Şirketin iflasına karar verilmiş olması,

9. 388 inci maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarına uygun olarak genel kurulca feshe karar verilmiş olması.

Türk Ticaret Kanunu’nun 435. maddesine göre şirketin tescilinden sonra hakiki pay sahiplerinin sayısı beşten aşağıya düşer veya şirketin kanunen zorunlu organlarından biri mevcut olmaz yahut genel kurul toplanamazsa, pay sahiplerinden veya şirket alacaklılarından birinin yahut Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın talebi üzerine, mahkeme şirketin durumunu kanuna uygun hale getirilmesi için uygun bir müddet tayin eder ve buna rağmen durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verir. Davanın açılmasını mütaakip mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine gerekli tedbirleri alabilir.

Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’nun 436. maddesine göre şirketin alacaklıları esas sermayenin üçte ikisini kaybeden şirketin feshini dava edebilirler. Ancak, davacının alacağına karşı muteber teminat gösterilmesi halinde fesih kararı verilemez.

İflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları temsil salahiyetlerini ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için muhafaza ederler. (TTK Md:437)

2.2. Tasfiye Memurlarının Tayini:

Türk ticaret Kanunu’nun 441. maddesine göre ana sözleşme veya genel kurul kararı ile ayrıca tasfiye memuru tayin edilmedikçe tasfiye işleri, idare meclisi (yönetim kurulu) tarafından yapılır. Tasfiye ile vazifelendirilen kimseler ana sözleşme veya tayin kararında aksi kararlaştırılmadıkça mutat bir ücrete hak kazanırlar.

2.3. Şirket Unvanının Sicilden Terkini:

Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının ticaret sicilden terkini tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep olunur. Bu talep üzerine terkin keyfiyeti tescil ve ilan olunur. (TTK Md:449)

2.4. Tasfiyesiz İnfisah:

2.4.1.Devralma:

Bir anonim şirket diğer bir anonim şirket tarafından bütün aktif ve pasifleriyle devralınmak suretiyle infisah ederse aşağıdaki hükümler tatbik olunur: (TTK Md:451)

1. Devralan şirketin idare meclisi infisah eden şirketin alacaklarını tasfiye hakkındaki hükümlere göre davet eder,

2. İnfisah eden şirketin malları, borçları tediye veya temin edilinceye kadar ayrı olarak ve devralan şirket tarafından idare olunur,

3. Devralan şirketin yönetim kurulu üyeleri, alacaklılara karşı infisah eden şirket mallarının ayrı olarak idaresini temin hususunda şahsen ve müteselsilen mesuldürler,

4. Malların ayrı olarak idare edildiği müddet içinde infisah eden şirkete karşı açılacak davalarda yetkili mahkemenin yetkisi bakidir,

5. İnfisah eden şirketin alacaklılarıyle devralan şirket alacaklıları arasındaki münasebetlerde devralınan ve ayrı idareye tabi olan mallar aynı müddet içinde infisah eden şirketin malları sayılır; devralan şirketin iflasında bu mallar ayrı bir masa teşkil eder ve icap ediyorsa münhasıran infisah eden şirket borçlarının ödenmesinde kullanılır,

6. Her iki şirket malları, ancak infisah eden bir anonim şirket mevcudunun pay sahiplerine dağıtılması uygun olduğu anda birleştirilebilir,

7. Şirketin infisahı, ticaret siciline tescil olunur. Şirket borçları tediye veya temin edildikten sonra ticaret sicilinden infisaha ait kayıt silinir ve keyfiyet ilan olunur,

8. İnfisahın tescilinden sonra devralan şirketçe infisah eden şirketin pay sahiplerine karşılık olarak verilecek hisse senetleri, birleşme mukavelesi hükümlerine göre kendilerine teslim olunur.

2.4.2.Yeni Şirket Kurulması:

Birden çok anonim şirketin malları yeni kurulacak bir anonim şirket tarafından devralınabilir; bu şekilde adı geçen şirketlerin malları tasfiye edilmeksizin yeni şirkete geçer. Böyle bir birleşme hakkında anonim şirketlerin kurulmasına ve bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket tarafından devralınmasına dair olan hükümlerin yanında aşağıdaki hükümler uygulanır. (TTK Md:452)

1. Şirketler imzaları noterce tasdikli birleşme mukavelesinde; birleştiklerini, yeni anonim şirketin esas mukavelesini tanzim ettiklerini, bütün hisselerin taahhüt olunduğunu, mevcut şirketlerin mallarını sermaye olarak yeni şirkete koyduklarını ve yeni şirketin lüzumlu organlarını tayin ettiklerini tesbit ederler,

2. Birleşme mukavelesi birleşen şirketlerden her birinin genel kurulu tarafından tasdik olunur,

3. Tasdik karariyle tekemmül eden yeni şirket esas mukavelesi üzerine mütaakip kuruluş süreci tamamlanarak durum tescil ve ilan olunur;

4. Tescilden sonra eski şirketlerin hisse senetleri karşılığında birleşme mukavelesi gereğince yeni şirketin hisse senetleri verilir.

2.4.3.Sermayesi Paylara Bölünmüş Bir Komandit Şirket Tarafından Devralınma:

Bir anonim şirket aktif ve pasifleriyle birlikte sermayesi paylara bölünmüş bir komandit şirket tarafından devralınmak suretiyle infisah ederse, devralan komandit şirketin komandite azaları, infisah eden anonim şirket borçlarından şahsen ve müteselsilen mesul olurlar. (TTK Md:453)

Diğer hususlarda bir anonim şirketin diğer bir anonim şirket tarafından devralınması hakkındaki hükümler geçerli olur.

2.4.4.Bir Amme Hükmi Şahsiyeti Tarafından Devralınma:

Bir anonim şirketin malları devlet, vilayet, belediye gibi bir amme hükmi şahsiyeti tarafından devralınırsa, şirketin umumi heyeti tasfiye yapılmamasına karar verebilir. Bu karar, infisah hakkındaki hükümlere göre verilir ve tescil ve ilan ettirilir. Tescil ile şirketin mal ve borçları amme hükmi şahsına intikal etmiş olur ve ticaret sicilinden şirketin unvanı silinir ve keyfiyet ilan olunur. (TTK Md:454)

3. LİMİTED ŞİRKETLERDE İNFİSAH VE AYRILMA:

3.1. Limited Şirketlerin İnfisah Sebepleri:

Türk Ticaret Kanunu’nun 549. maddesine göre limited şirket ağıdaki hallerde infisah eder:

1. Şirket mukavelesinde yazılı sebeplerle,

2. Sözleşmede aksine açık hüküm olmadıkça, esas sermayenin dörtte üçüne sahip olan ortakların dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından verilecek kararla,

3. Şirketin iflasına karar verilmesiyle,

4. Ortaklardan birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkeme karariyle,

5. Kanunda yazılı diğer hallerde.

3.2. Limited Şirketlerde İnfisahın Ticaret Siciline Tescili:

Müdürler, iflastan gayrı bir sebeple vukubulan infisahı tescil ve ilan edilmek üzere ticaret siciline bildirmekle yükümlüdürler. (TTK Md:550)

3.3. Limited Şirketlerde Şirketten Çıkma ve Çıkarılma:

Şirket mukavelesiyle, ortaklara şirketten çıkma hakkı verilebileceği gibi bu hakkın kullanılması belirli şartlara da tabi tutulabilir.

Her ortak, haklı sebeplere dayanmak şartıyla şirketten çıkmasına müsaade edilmesini veya şirketin feshini mahkemeden talep edebilir.

Esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan ortakların mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartiyle şirket, haklı sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebilir.

Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması ancak esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet şartiyle geçerlidir. Şu kadar ki, ayrılan ortağın hakları, şirketin esas sermayesinin itibari miktarını geçen mallarından ödenir veya payı sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi hakkındaki hükümler gereğince paraya çevrilirse yahut başka bir ortak tarafından devralınırsa esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümlere riayet etmeye lüzum yoktur. (TTK Md:551)

3.4. Limited Şirketlerin Tasfiyesi:

Anonim şirketin, tasfiye memurlarını tayin ve azilleri, tasfiyenin icrası, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterlerin saklanması hakkındaki hükümleri limited şirketler hakkında da uygulanır. (TTK Md:552)

4. TASFİYE OLAN ŞİRKETLERİN VARLIK BARIŞINDAN YARARLANMASI:

Bilindiği üzere 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde tasfiye ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Buna göre tasfiyenin, kurumun tasfiyeye girmesine ilişkin genel kurul kararının tescil edildiği tarihte başlayacağı ve tasfiye kararının tescil edildiği tarihte sona ereceği, başlangıç tarihinden aynı takvim yılı sonuna kadar olan dönem ile bu dönemden sonraki her takvim yılı ve tasfiyenin sona erdiği dönem için ilgili takvim yılı başından tasfiyenin bitiş tarihine kadar olan dönem bağımsız bir tasfiye dönemi sayılacağı belirtilmiştir.

Yine tasfiyeden vazgeçilmesi halinde, kurum hakkında tasfiye hükümleri uygulanmaz. Böyle bir durumda, tasfiyeden vazgeçme kararı, bu kararın alındığı dönemin başından itibaren geçerli olur. Tasfiyeden vazgeçme kararının alındığı tarihe kadar verilen tasfiye dönemi beyannameleri, normal faaliyet beyannamelerinin yerine geçer. Tasfiyesinden vazgeçilen kurumun geçici vergiyle ilgili yükümlülükleri, tasfiyeden vazgeçilmesine ilişkin kararın alındığı tarihi kapsayan geçici vergilendirme dönemi başından itibaren başlar.

Tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezalar, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılır. Limited şirket ortakları, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olurlar. Şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğu, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlıdır. [5]

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere 5904 sayılı kanunun yayım tarihi olan 03.07.2009 tarihinden itibaren mükellef kurum adına tarh edilecek vergi (KDV, KV, vb.) ve kesilecek cezalarda;

– Tasfiye öncesi dönemler için, müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına,

– Tasfiye dönemleri için ise tasfiye memuru, birden fazla tasfiye memuru varsa müteselsilen sorumlu olmak üzere bunlardan herhangi biri adına,

tarhiyat yapılacaktır.

Yine yazımızın önceki bölümlerinde de açıklandığı üzere tasfiye olan şirketlerin ticaret sicilinden kaydı silinmiş olacağından tasfiyesi sonuçlanmış şirketler hukuki olarak ölü hükmünde olacaklarından dolayı Varlık Barışı kapsamında bu şirketler adına bankaya para yatırılması vb. işlemin yapılması mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki bu şirketlerin bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüğü tarafından da mükellefiyetleri terkin edilmiş olduğundan beyanname veya bildirimde bulunmaları da mümkün bulunmamaktadır.

Dolayısıyla 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17. maddesinde yapılan değişiklik ve Türk Ticaret Kanunu’ nun ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan bir şirketin doğrudan doğruya şirket adına işlem yapılarak Varlık Barışı yasası hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak kanuni temsilcilerin ve tasfiye memurlarının 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu kapsamında kendi adlarına bildirim ve beyanda bulunmaları halinde tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan şirket ile ilgili olarak yapılabilecek vergi incelemeleri sonucunda bulunabilecek Kurumlar Vergisi ve KDV Matrah ve vergi farklarından kanuni temsilci veya tasfiye memurları tarafından bildirilen ve beyan edilen tutarların mahsubu mümkün olabilecektir. [6]

Kanuni temsilcilerin defter tutma yükümlülüklerin bulunup bulunmamasına, yurtiçi veya yurtdışı kaynaklı varlık beyanında bulunup bulunmadıklarına göre bu varlıkları kendi yasal defterlerine kaydı gerekmektedir. 5.SONUÇ:

Tasfiye olan sermaye şirketlerinin hukuk dünyasında tüzel kişilikleri devam etmediğinden dolayı doğrudan doğruya 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu hükümlerinde yararlanmaları mümkün değildir. Kanunla verilen bir hak olan varlık barışından tasfiye olan şirketlerin yararlanabilmesi ancak kanuni temsilcilerinin kendi adlarına bildirim ve beyanda bulunmaları ile mümkün olabilmektedir. Daha sonra yapılabilecek vergi incelemelerinde tasfiye olmuş şirketler için salınacak ve vergi ve cezalarda kanuni temsilcilerin veya tasfiye memurlarının bildirdikleri ve beyan ettikleri tutarlar mahsup edilebilecektir.

——————————————————————————–

[1] 13.11.2008 tarihinde TBMM’ de kabul edilerek 22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[2] ÖZTÜRK İlyas. “5811 Sayılı Varlık Barışı Kanunu’ndan Sahte Belge Düzenleyenler Faydalanırken Sahte Belge Kullananlar Faydalanamıyor Mu?” ( http://www.alomaliye.com/2009/ilyas_ozturk_5811.htm Ocak 2009 Makaleleri )

[3] 10.07.2009 tarih ve 27284 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

[4] ÖZTÜRK İlyas. “Varlık Barışı Kapsamında Yapılan İşlemler ve Muhasebeleştirilmesi, Vergi Raporu Dergisi, S.120 Eylül 2009

[5] 5904 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesiyle eklenen fıkra. Yürürlük; 03.07.2009

[6] Gelir İdaresi Başkanlığı Muktezası,

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*